fikretgokce_06 @ hotmail.com

Bir zamanlar "SAYIN APO" ve "KÜRDİSTAN" demek bile suç sayılıyordu. Şimdi bebeklerin ve 40 bine yakın insanımızın katiline “ÖNDER APO” deniliyor, “UMUT HAKKI” verilerek serbest bırakılması düşünülüyor ve TBMM’ye gelerek konuşması isteniyor. Sadece bunlar değil; Anayasa' nın ilk dört maddesi, Kürtçe’nin resmi dil olması, Kürdistan hayalleri Gazi Meclis’te dillendiriliyor. Ben de bir gaziyim. Soruldu mu Şehit yakınlarına, gazilerimize, kaçırılıp dağa çıkarılan, PKK gerillası yapılan çocuklarımızın gözyaşları dinmeyen analarına ?

PKK güya silah bırakmıştı…Karavana şeklindeki bir kabın içine hurda 30 tüfeğin bırakılması silah bırakma mıydı ? 100 bin kişilik PKK türevi SDG, ne olacak.? Daha iki gün önce ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper ile Suriye'nin kuzeyinde SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG'nin elebaşılarından Ferhad Abdi Şahin ile görüşmüştü. Bu görüşmenin yapıldığı odada Hatay ilimizi Suriye içinde gösteren bir harita duvarda fon olarak asılı duruyordu. Bu mu silah bırakmak ? Çocuk mu kandırıyorsunuz ?

Bu gelişmeler 25 yıl önce toplumumuzun bu konuda çok hassas olduğu dönemde yaşadığım bir olayı anımsattı bana. 1993 yılında başlattığımız, bu yıl federasyonumuzun 33 üncüsünü gerçekleştirdiği AYVALIK ENGELLİLER ŞENLİĞİ’nde 2000 yılında göz altına alınmıştım.

HALK TÜRKÜSÜNDE GÜLİSTAN SÖZCÜĞÜ GEÇTİGİ İÇİN…

2000 yılı Mayıs ayının son haftasında Ayvalık’ta 8’inci Özürlüler Şenliği’ni yapıyorduk. Bir yanlış anlamanın ve hoşgörüsüzlüğün acısını yaşadık. 2000’e yakın engelli, dernekleri, okulları ve aileleri ile yine bir aradaydık. Türkiye’nin hemen her yerinden gelen engelli insanlar, her yıl olduğu gibi kaynaşmanın, paylaşmanın ve birlikteliğin en güzel örneklerini sergiliyorlardı. Geziler, toplantılar, bilgi alış-verişleri, eğlence ve yarışmaların yer aldığı şenliğin en önemli günü 29 Mayıs’tı. Çünkü; 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’e çıkmasıyla başlayan işgale karşı ilk silahlı direniş, 29 Mayıs’ta Ayvalık’ta başlamıştı. Yarbay Ali ÇETİNKAYA, (Atatürk’ün yakın silah arkadaşı, Cumhuriyet’in ilk Nafia Bakanı, Kel Ali) emrindeki birliğiyle burada Yunanlılara karşı savaşmış, onlara “dur” demişti. Bu yüzden her 29 Mayıs’ta düzenlenen “İLK KURŞUN” törenleri bir Cumhuriyet Bayramı gibi coşkuyla kutlanıyor ve bütün engelli grupları da bu törende resmi geçite katılarak Ayvalıklıların onurunu ve coşkusunu paylaşıyordu.

28-29 Mayıs gecesi bütün gruplar Sarımsaklı’daki İdareciler (Valiler) Kampında toplanmış, çimenler üzerine serili kilimlere oturmuş, eğleniyor, çiğ köfteler yapılıyor, yöresel yiyecekler karşılıklı ikram ediliyor, Anadolu ezgileri, türküler söyleniyor, halaylar çekiliyordu. Sıra çok yanık bir sesi olan Cahide ULAŞ ile bağlama çalan Nahit'e gelmişti. Ortopedik özürlü olan Diyarbakır’lı bu iki genç yöre türküleri söylerken bilenler de katılıyor, sevgi ve kardeşlik duyguları yoğunlaşıyordu. Ben de çimenlere oturmuş yanımda bulunan gazetecilere şenlik hakkında bilgi veriyordum. Tam bu sırada yanımızda oturan Küçükköy Belediye Başkanı’nın ayağa kalkarak “BEN BURADA PKK PROPAGANDASI YAPTIRMAM" diye bağırdığı duyuldu ve orayı terk etti. Herkesin neşesi kaçtı, gruplar dağıldı. 15 dakika sonra 50’ ye yakın jandarma kampı bastı. Her yerde ve kampın odalarında gençleri aramaya başladılar. Ben o sıra Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Teşkilatlandırma Sekreteriydim ve şenliğin sorumlusuydum. Beni alarak karakola götürdüler. İfadem alınırken gece saat 01.30’da sahilin en uzak noktasında sandalların arasında buldukları gençleri getirip nezarete attılar. Çocuklar çok korkmuşlardı, titriyorlardı. Kamptan ayrılırken yönetım kurulumuzda görevli arkadaşlarım Hamdi ATAY, Selami SOĞUKPINAR ve Tamer SİVRİ’ye bütün grupların istirahate çekilmelerini, sabah yapılacak olan “İLK KURŞUN” törenlerine eksiksiz ve zinde katılmalarını söyledim. Arkadaşlarım sabaha kadar Jandarma karakolunun önünden ayrılmadılar. Bu arada bir fırsatını bulup Ankara'da olan Konfederasyon Başkanımız rahmetli A. Faruk ÖZTİMUR'u ve Ayvalık Belediye Başkanı Ahmet TÜFEKÇİ'yi aradım, durumu anlattım. Sabaha karşı Sayın TÜFEKÇİ karakola geldi.

İfadem alındıktan sonra sabaha kadar alakonduğum karakoldan 07.30’da çıktığımda bütün grupların bir disiplin ve ciddiyet içinde törene hazır olduğunu görünce bütün üzüntüm bitti.

Olay sonradan anlaşıldı. Belediye Başkanı, Cahide’nin söylediği bir türkü içinde geçen “GÜLİSTAN” sözcüğünü “KÜRDİSTAN” anlamıştı. Tutuklanan çocuklar bir yanlış anlamanın ve hoşgörüsüzlüğün kurbanı olmuşlardı. Göz altına alındığım sırada verdiğim ifade tutanağının bir örneğini hala saklıyorum.