TARİHTEKİ ZALİMLİKLER VE GÜNÜMÜZÜN ZALİM EGEMENLERİ (2
Ahmet   NİŞANCI
29.06.2022
TARİHTEKİ ZALİMLİKLER VE GÜNÜMÜZÜN ZALİM EGEMENLERİ (2)
 
Batı dünyasında zalimlikler şekil değiştirerek bugün de sürüyor. Bu konu bir başka yazının konusu.
 
Doğu coğrafyasında tarih boyunca süren egemenlerin zalimlikleri özellikle İslâm dininin ortaya çıkışı ve yayılışı sırasındaki örnekleriyle insanı şaşırtacak düzeydedir.
İslam’dan önce Arap Yarımadasında, Mekke ve Medine’de kabilelerin önde gelenlerinin egemen olduğu şehir devletleri dönemi “Cahiliyye Dönemi” olarak adlandırılır. Bu dönemin toplumlarında yaratan olarak “Allah” düşüncesi olmakla beraber dinsel inanışlarına “Putperestlik” hakimdir ve bu toplumun yarattığı putlar erkek olarak düşünülen tanrı değil, tanrıçalardır. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen Cahiliyye toplumunda putların tanrıça olarak değerlendirilmesi gerçekten çok ilginçtir.
 
Hz. Muhammed’in peygamberliğiyle başlayan İslam Dini’ni yayma girişimleri sırasında Cahiliyye Dönemi’nin egemeni olan Mekke Önde Gelenleri İslam’ın yayılmasını ve İslamlığın yönetimde etkinlik kazanmasını istemiyorlar. Kan bağıyla birbirlerine bağlılıkları nedeniyle “Asabe” olarak adlandırılan Mekke Yönetenleri, “Birlik, Dayanışma ve Savunma, Güvenlik Sağlayan Ruh” anlamına gelecek bir “Asabiyet” oluşturmuşlardı ve asabiyet ruhlarıyla, Müslüman olanlara ve olmak isteyenlere engel olmak için her türlü zalimliği yapıyorlardı.
 
Müslüman İsyancılar tarafından Müslüman ve Halife olan Hz. Osman’ın öldürülmesi;
 
Babası Muaviye’den sonra haksız olarak Halifeliğini ilan eden Yezit’in halifeliğine karşı çıkan Hz. Hüseyin’i öldürtmesi;
 
 Emevilerin Müslüman Valisi ve en Zalim Komutanlarından olan Haccac bin Yusuf’un (Haccac-ı Zalim olarak bilinir) Medine İsyanı’ndan sonra Halifeliğini ilan eden Abdullah b. Zübeyr’i öldürtmesi;
 
Emevi ve Abbasi Halifelerinin zülm eden yönetimlerine, yasal olmayan kararlarına baş eğmeyen İmam-ı Azam’ı hapislere attırmaları, dövdürmeleri ve İmam_ Azam’ın kahrından ölmesi (öldürülmesi de denebilir) Müslümanın Müslümana zülmetmesi; Müslümanların Müslümanlara zülmetmesinin önemli örnekleridir.
 
Hallac-ı Mansur Tasavvuf yaklaşımıyla” Vahdet-i Vücud” öğretisinin savunucusu bir bilgindir. Bu anlayışla “Ene’l Hakk” deyişi kendisini Allah (Tanrı) yerine koyduğu şeklinde yorumlanarak ve başka suçlamalar da eklenerek yargılandı, Abbasilerin ünlü veziri Hamid b. Abbas’ın baskıları sonucu idamla cezalandırıldı; kırbaçlandı, kolları, burnu, ayakları kesildikten sonra asıldı; başı kesilerek Dicle üzerindeki köprüde sallandırılarak sergilendi; gövdesi yakılarak külleri Dicle nehrinin sularına atıldı; kesik başı iki gün köprüde asılı kaldıktan sonra Horasan’a gönderilerek halkın önünde dolaştırıldı.
 
Nesimi 14. Yy sonu ile 15. Yy. başlarında yaşamış Divan Şiirinin en büyük Türk şairlerinden birisidir. Hurifilikle Allaha yaklaşarak hakikatı bulduğunu söyleyen Nesimi, fikir ve inançlarıyla kendisi gibi düşünmediği için devrin Memluk Sultanı el Melikü’l- Müeyyed Şeyh el- Mahmûdî tarafından cezalandırılacak, halkın gözü önünde derisi yüzülerek öldürülecektir.
 
 (Rivayete göre Nesimi, yüzme işlemi bitince ayağa kalkmış, derisini sırtına alıp örtünmüş ve yürüyüp gitmiş, sırlara karışmıştır. Halep’in on iki kapısının kapıcılarının hepsi de Nesimi’nin kendi kapılarından çıktığını söylemişlerdir.)
 
Pir Sultan Abdal, 16. Yy. da Anadolu’da yaşamış Türk Halk Edebiyatının en önemli şairlerindendir. Sıvas’ta yaşayan ve Osmanlı Devleti yönetiminin baskılarına karşı çıkan Pir Sultan Abdal, Sıvas Valisi Hızır Paşa tarafından Osmanlı Devleti aleyhine Safevi Devleti taraftarlığıyla isyana katıldığı, İran lehine casusluk yaptığı suçlamasıyla Osmanlı Sarayına şikâyet ediliyor ve Osmanlı Devleti’nin verdiği kararla Sıvas’ta Vali Hızır Paşa tarafından asılıyor.
 
Örneklerden de görülüyor ve anlaşılıyor ki bütün zalimliklerin kökeninde haksız, beceriksiz, dürüst olmayan, yalanlara sığınarak yapılan suçlamalarla yönetme anlayışı vardır.
Tarihin her döneminde ülkesinde düşünüşüyle, inanışıyla öne çıkan önemli insanlar eğer yönetenlerin yanlışlarına karşı çıkıyorlarsa ve haklılıkları toplum tarafından da benimseniyorsa;
Yönetenler inanç ağırlıklı yaratıcılıklarıyla iktidarlarını sürdürmekteki ısrarlarıyla doğru orantılı olmayan başarısızlıkları toplumca anlaşılmasın, iktidarları yıpranmasın diye yanlışlarından vaz geçemiyor ve doğru yolu bulmakta zorlanıyorlarsa;
Kendine karşı çıkanları susturmak adına her türlü yalana, hileye başvurarak o kişileri, toplum önderlerini, örgütlerini suçlayarak baskı altına almaya çalışıyorlar, alamadıklarının özgürlüklerini kısıtlayacak haksız hukuksal düzenlemeler yaparak seslerini kesmeye ve onlar gibi düşünenleri, davrananları sindirmeye, kendi adlarına yarayacak bir adalet yaratmak için yasalarla oynayabildikleri kadar oynamaya yöneliyorlarsa, yönetme güçlerini sonuna gelmişlerdir.
 
Yönetenlerin iyi yönettiklerini ve kendilerinin iyi, doğru, dürüst insanlar olduklarına söyleyebilmeleri için özgür olmaları gerekir.
 
 Akılla ve namusluca yönetmeyenler asla özgür değildirler.
 
Toplumun tamamını değil, kendisini ve çevresinde kul köle olanları gözetenlerin özgür olabilmeleri olanaksızdır.
 
Yönetenler, ancak insan haklarını gözeterek yapılmış yasaların verdiği güç ile yönetebiliyorlarsa özgür olabilirler.
 
 Yönetenler asil olmalıdırlar. İnsanı asil yapacak en önemli varlık özgürlüktür.
 
Özgürlüğün ana kaynağı adalettir. Adaleti olmayan özgür değil, köledir.
 
İyi insanların, iyi toplumların ulaşmak istediği hedef:
Herkese özgürlük, herkese adalet ve herkese insanca yaşam hakkı!
                                                                                                                                  
Sözlük:
Tasavvuf: İslam gizemciliği. Tanrı’nın varlığını, birliğini, niteliğini ve evrenin oluşumunu, yaratanla yaratılanın bir oluşunu açıklayan dinsel ve felsefi akım.
Vahdet-i Vücud: Varlığın birliği ve varlıkta birlik, Tanrı, alem ve insan ilişkilerini açıklayan düşünce sistemi.
Hurifilik: Kainatla sayı sistemleri arasında bağlantı kurarak geleceği okuduğu varsayılan gizemli bir şark mezhebi.
Ene’l Hakk: “Ben Hakk’ım” “Hakk’tan başkası değilim” demek olup, yaratanla kendini birleştiren Allah’a yakınlığını tanımlayan bir felsefik yaklaşım.

Bu makale 225 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
08Haber Yazarlar
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com