METİN GÖKTEPE VE ÇALIŞA(MAYA)N GAZETECİLER GÜNÜ
Rasim   YILMAZ
10.01.2022

 “Bir ülkede gazeteciler öldürülüyor, basına sansür uygulanıyorsa, o ülkede halktan çok önemli gerçekler gizleniyor demektir.”

Türkiye basın tarihi ne acıdır ki katledilen, tutuklanan, işkence gören, işten atılan gazetecilerle doludur. İşte bu katledilenlerden biri de Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’dir.
8 Ocak 1996 tarihinde Ümraniye Cezaevi'nde katledilen devrimci tutsakların cenaze törenini “Mutlaka ben izlemeliyim” diyerek giden Göktepe'nin, Alibeyköy'de polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda işkence edilerek katledilmesinin üzerinden tam 26 yıl geçti.
Metin’e, basın meslek örgütleri, evrensel gazetesi, ailesi, Emek partisi, gibi kişi kurum ve partiler başta olmak üzere kamuoyu başından itibaren sahip çıktılar. Bundandır ki Metin Göktepe davası aynı zamanda bir gazeteciyi öldürmekten güvenlik güçlerinin ilk kez ceza aldığı bir dava oldu.
 
1990’lı yıllar, Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç gibi çok sayıda gazetecinin öldürüldüğü yıllar oldu.
Göktepe’nin katledilişi ise bana tıpkı Şilili müzisyen Victor Jara’nın, 16 Eylül 1973′de Augusto Pinochet’nin gerçekleştirdiği darbe sonrasında, Şili Santiago Stadyumunda işkence ile öldürülüşünü hatırlatır. Olaya şahit olanlar Jara’nın şarkı söyleyerek öldüğünü anlatırlar. Metin Göktepe’de doğru haber peşinde koşarken katledildi.
26 yıl sonra bile Türkiye basınında ağır ihlaller yaşanmakta. Türkiye’de ne yazık ki hala onlarca gazeteci cezaevinde ve az sayıda televizyon ve gazete kaldı iktidarın güdümünde olmayan. O geriye kalanlara da RTÜK göz açtırmamaya çalışıyor.
 
ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ
Tarihçe:
4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi gazetede yayınlanışının ardından 10 Ocak gazeteciler bayramı olarak kabul edilmiş ve her yıl kutlanmaya başlamıştı.
12 Mart askeri faşist darbesi sonucu diğer kesimlerdeki hak ve özgürlüklerin gaspedildiği gibi gazetecilerinde bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, ” 10 Ocak Çalışan gazeteciler günü” olarak değiştirilmiştir.
Gerçi ben çalışan ya da çalışmayan gazeteci diye ayrıştırılmasını anlamış değilim. Yani iş bulamadığı, işten atıldığı ya da tutuklu olduğu için mesleğini yerine getiremeyen insanlar gazeteci sayılmayacak mıdır? Hele ki günümüzde çok büyük bir çoğunluğun gazetecilik mesleğini adına uygun bir şekilde icra edememesinden ötürü ben “çalışan” değil “çalışa(maya)n gazeteciler” olarak adlandırılmasının daha uygun olacağını düşünüyorum. İşte sözüm ona tüm basın çalışanlarına özgü olan bu gün, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için özelliklede 1971’den bu yana 10 Ocak'ta düzenleniyor ve Türkiye’ye özgü bir gündür.
Bugün hala gazeteciler haber yaptıkları için yargılanıyor, tutuklanıyor ve darp ediliyorlar. Ancak yine de haberin peşinde koşmaya devam ediyorlar. Ne acıdır ki;  “halkın haber alma” hakkı için mücadele eden gazetecilerin sayısı gün geçtikçe azalıyor.
 
Elbette ülkemizde bugün gazeteciler sokaklarda, emniyetlerde öldürülmüyor. O günden bugüne yöntem değişerek hakikati boğamaya çalışanların varlığı hala sürüyor. O yüzden Türkiye’nin adı meslek örgütlerinin raporlarında dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olarak geçiyor.
 
Basın özgürlüğü alanında 179 ülke arasında 153. sıradayız. Ne acı değil mi?
TGS’den verilen bilgiye göre şu anda 34 gazeteci cezaevinde ve 2021’de 250 gazeteci hakkında 130 dava açılmış bulunuyor.
 
Kapitalizmin içinden çıkması olası gözükmeyen ekonomik kriz gereği, derin yoksulluğun yaşandığı bugünlerde, halkın ekmek alma hakkı kadar haber alma hakkının da çok önemli olduğunu düşünmekteyim.
 
"İşçi sınıfının, emekçilerin, yoksulların önce kendi basınına sahip çıkması, Metin’i yaşatmak, Metin’in ideallerini yaşatmak ancak mücadelesini basın emekçileriyle birleştirmesinden geçmektedir.
 
Medya tekellerinin olduğu, gazetecilerin üzerinde baskının pervasızca yaşandığı, paranın saltanatının gazeteleri satın aldığı bir dönemde hangi çalışan gazetecilerin gününü kutlayacağımızı doğrusu bilemedim.
 
İktidar halkı teslim alarak diz çöktürmek istiyor. Bugün ekmek, hürriyet, demokrasi, bağımsızlık talebi için yan yana gelerek sokağa çıkmamaları için emekçiler tehdit ediliyor.
 
Şunu herkes bilmeli ki; gazetecilere yönelik baskı ve saldırı, doğrudan halkın haber alma özgürlüğü hedef almaktadır.  Dolayısıyla sorunu basın özgürlüğü ile sınırlı bir alana hapsetmeyen, haber alma özgürlüğü mücadelesini işçi ve emekçilerin mücadelesinin bir bileşeni olarak ele alan bir çizgi izlenmelidir.
 
Son olarak, Metin'in şahsında kaybettiğimiz bütün meslektaşlarımızı saygıyla anıyorum.
 
Ve diyorum ki: Mesleki faaliyetlerinden ötürü hapiste tutulan gazeteciler ve tüm düşünce suçluları serbest bırakılmalıdır.
 
10 Ocak kutlanacak bir gün değil, tüm basın emekçilerinin birlik ve mücadele günüdür!..
 

Bu makale 609 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
08Haber Yazarlar
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com