ARTVİN’DE 112 ACİL SERVİS ADRESİ BULAMAZ MI?
Mithat   TAHTALI
23.09.2019

Bu seferki yazımda ilimizde yaşanmış gerçek bir olayı okuyucularımla paylaşmak istiyorum.Daha önceleri 2008 ve 2015 yıllarında iki defa anjiyo olmuş ve kalbinde iki steni taşıyan,yüksek tansiyon,şeker,kolestrol ilaçları kullanmakta olan 70 yaşındaki hasta kalp şikayeti ile 09.Kasım.2018 Cuma günü ADH Kardiyoloji bölümünde muayene oluyor.Doktor gerekli gördüğü tetkik ve incelemeleri yaptırıp muayene ettikten sonra ilaç vererek ‘Bu ilaçların sizi rahatlatacağını sanıyorum’ deyip hastayı evine gönderiyor.İlaçları alıp kullanan hasta ertesi günü 10.Kasım.2018 Cumartesi günü öğlen sularında evinde ağır bir kalp krizi geçiriyor. Hikâyenin asıl traji komik bölümü de burada başlıyor. O an evinde yalnız olan hasta 112’yi arıyor. Durumu anlatıp Hastane Caddesi 43 numarada bulunduğunu bildiriyor.112 Acil Servisi’nden 3-4 defa hastanın cep telefonuna geri dönülerek evin nerede olduğu soruluyor.Aradan 30-40 dakika geçtiği halde ambulansın gelmediğini gören hasta ambulanstan ümidini kesip şoför arkadaşı Fahrettin Bey’i arayıp ‘Kardeş ben kriz geçiriyorum,eve gelip benim aracımla beni Rize’ye götür lütfen’ diyor.Bu arada 50 dakika sonra 112 tekrar hastayı arayıp evin tekrar nerede olduğunu soruyor.Hastane Caddesi 43 numarada ŞOK Market’in önünde olduğunu söylüyor.Ancak ambulans Hastane Caddesi üzerindeki Şok’a değil de Abdi İpekçi Caddesi üzerindeki ŞOK Market’e gidiyor.Orada kimseyi bulamayınca hasta tekrar telefonda aranarak ŞOK Market’te beklendiğini ama hastanın orada olmadığını söyleyince bu sefer hastanın artık sabrı taşıyor.Diyor ki ben size Hastane Caddesi 43 numara demedim mi? Daha ne söyleyeyim,sizi oraya alanın da Allah belasını versin sizinde… Nihayet ilk telefonun üzerinden 55 dakika geçmiş ve ambulans hastaya ulaşmıştır. Hasta gelen ekibe diyor ki şayet bir hastanenin acili adres bulamıyorsa o hastanenin doktoru hastalığı hiç bulamaz, sizden gelen hayr Allah’tan gelsin. Siz geçin gidin işinize ben sizinle gelmem diyor. Bu sefer ekip zabıt tutarak hastadan imza istiyor. Ancak tutanakta sadece 10.Kasım.2018 tarihi var. Hasta o anki saatin yazılmasını istiyor. Ekip bunun kendilerini zor durumda bırakacağını gerekçe gösterip o anı kâğıt üzerine yazdırmayınca hasta da imza atmayı kabul etmiyor. Hasta kendi imkânlarıyla ailesi tarafından Rize RTÜ Tıp Fakültesi Acil Servisi’ne taşınıp saat 16.00 sularında o anki nöbetçi doktor Doç.Mürteza Emre Durakoğlugil tarafından anjiyoya alınıyor. Ekibin başındaki Emre Hoca hastaya şöyle diyor: ‘Senin 2 damarın kapalı ve bunların biri de CX olup tıkanma da en kritik yerdedir. Ben bunların şimdi her ikisini de açarsam o seni çok yorar, istersen şimdi birisini açayım sonra gel diğerini de açalım.’ Hastanın yanıtı :Doğrusu öyle ise öyle yapın lütfen.10 Kasım günü 1. Ve 2. Anjiyo da 12.Aralık.2018 de yapıldı.Ancak kalp krizi geçiren hastaların en kısa zamanda tam teşekküllü hastaneye ulaştırılması gerekiyor.Burada zaman en önemli unsur.Ne kadar erken müdahale yapılırsa kalpte o kadar az hasar oluşuyor.Gecikilmesi sonucunda kalp kasları ve kapakçık üzerinde kalıcı hasar meydana geliyor.Bugün hastanın çektiği sıkıntı da tam da budur.Kesik kesik öksürük ve nefes darlığı.Kalbin hasar sonucu iyi çalışmamasından akciğerde su toplanıyor.Artvin 112 ekibi, hastaya verdiği bu zarar ile ne kadar iftihar etse yeridir !...

 

Artvin 112 Acil Servisi adres bulmayı bilmiyor ama savcılığa şikâyette bulunmayı iyi biliyor. Hasta bize hakaret etti diye savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Hasta Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıp cezaya çarptırılıyor. Mahkemede yargıç davacı avukatına soruyor? ‘Avukat hanım sahi bu işi ben de merak ettim, burası İstanbul mudur, nasıl oldu da 55 dakikaya adresi bulamadınız?’ Mağdur sıfatıyla avukatın yanında oturan bayanın cevabı çok enteresandır: ‘Efendim bizde adres tespitini sağlayan GPS cihazı yoktur. Ayrıca hasta bize Hastane Caddesi 43 numara diyerek doğru adresi veremedi’ Güler misiniz? Ağlar mısınız? Dünyada 44 yabancı ülkeyi yalnız başına gezmiş ve iki yabancı dil bilen mühendis 70 yıldır oturduğu adresi bilmiyormuş.
 
 Ambulans uçaklarla yurt dışından bile hasta getiren, kocaman şehir hastaneleri yaptıran TC Devleti Acil Ambulansa GPS cihazı vermez mi? Bu devlet cep telefonu sinyallerinden teröristleri dağdaki kaldıkları mağarada bile bulmuyor mu? Kaldı ki bugün hemen herkesin elinde bir akıllı cep telefonu yok mudur? Telefonda Google Maps ve diğer haritalar yüklü değil mi? Artvin 25.250 nüfuslu bir kasaba. İstanbul’un bir mahallesinin 1/3 ü kadar bir küçük yer. Hemen herkesin biri birini tanıdığı yerleşim yeri. Şehirdeki caddelerin tümü bir elin parmakları kadar. İşin daha da ayıplı yanı da şu. Olay günü 10 Kasım 2018 den Mahkeme Karar günü olan 10.Eylül.201’ a kadar aradan geçen 10 ayda dahi Hastane Caddesi’ni yine de öğrenememişler ve hala Abdi İpekçi Caddesi’ni Hastane Caddesi zannettiği için ‘Efendim hasta bize doğru adresi veremedi’ diye sözde savunma yaptılar. Oysa dosyadaki doğru resmi adres olup hasta 70 yıldır aynı adreste oturmaktadır. Bir yıl geçtiği halde adını öğrenemedikleri cadde de Artvin Rus esaretinde iken yani 1878’den sonra Artvin Köprübaşı Mevkii’nden Sallet Tepe üzerinde o tarihlerde mevcut olan Osmanlı-Rus Sınırı’na Ruslar askeri ihtiyaç için 140 sene önce yapmışlardır.
 
Hemen her ilde halkı memnun etmek için açılan üniversitelerden kalitesiz insanlar yetiştiğini düşünüyorum. Bu her meslek için böyledir. Yetkin olmayan liyakatsiz insanlara devlette görev verildiği anlaşılıyor. Eskiden doktora, avukata, hâkime, öğretmene saygı duyulurdu. Zamanımızda bu saygı giderek erezyona uğruyor. Çünkü halkımız diplomalı cahillerin sayısının arttığına tanık oluyor. Doğu ve dolayısıyla Artvin iline de her mesleğin acemileri atanıyor. Düşünebiliyor musunuz? Avukat kendisi için hakkı olmadığı halde ücret talep edebiliyor. Hâkim de ret ediyor. Anlaşılıyor ki 112’de avukatı da iyi niyetli değil. Biri adres bulmasını diğeri de hakkı olup olmadığını bilmiyor.
 
Tabi yargı söyleyene ve söylenen söze bakıyor. Öyle ya suç varsa ceza da var.Bu işin bir boyutu.Bir başka boyutu daha var.O da şudur.’Söyleyene değil söyletene bak’ derler.Dünyada en fazla ölümler kalp krizinden ve de ilk bir saat içinde olmaktadır.Ölümle yaşam arasında gidip gelen,boğulacak gibi ve sıkıntı içinde olan hastayı bir saat içinde sıklıkla arayıp yormak ve stresini tansiyonunu yani ölüm riskini  artırmak suç değil mi? 450M mesafeye 55 dakika geç gelerek hastayı sakat bırakmak suç değil mi? Tutanağa tarih atıp saati yazmamak delilleri yok etmeye çalışmak suç değil mi? Madem ellerinde adres gösteren cihaz yoktur bunu hastaya en başından söylememek suç değil mi? Yetkin olmayan liyakatsiz insanlara halkın sağlığını teslim etmek suç değil mi? Düşünün ki hasta  ilk orta lise ve üniversite hayatında hiçbir disiplin suçu almamış olsun.Üniversite yılları 1967-74 İstanbul sıkı yönetimli yıllardır.1970-1998 memuriyet ve 1980 Artvin terörün merkezi gibi idi.Buna rağmen Ne disiplin ve ne de adli bir ceza almamış olsun.Emeklilik yıllarında ve öncesinde de 45 yıllık Adliye Teknik Bilirkişiliği ve disiplin suçu olmasın.20 Yıllık Yapı Denetçiliği kamu görevi keza en küçük bir suç veya ceza olmamış olsun.Ama 70 yaşına kadar sicili temiz olan insan,112 acil servisinin liyakatsiz ve kötü niyetli görevlilerinin, görevini kötüye kullanması veya görevini ihmal etmesi yüzünden ‘Memura hakaret’ suçundan cezalansın.Burada bir çelişki yada eksiklik yok mu?
 
Lafa sıra geldi miydi herkes ağız birliği yapmışçasına ‘Artvinli hizmetin en iyisine layıktır’  diyorlar da en iyisini istemezsin en ilkelini en kötüsünü yaşatıyorlar. İşte somut resmi ve yaşanan güncel örnek. İcraat bu. Suç tek taraflı ise hasta suçunun cezasını gördü. Yok eğer tek taraflı değil 112 Acil Servisi’nin de suçu varsa devletimizin yetkili ve sorumluları onlara da gerekli soruşturmayı açar suçu varsa ceza verir. Yoksa da başarıları için aferin siz derler. Bekleyip göreceğiz. Hasta hayatında bir defa 112’ye telefon etmiş ve başına gelmeyen kalmamış. İki saat karakolda ifade vermiş ve Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış. Bakalım bu iş burada bitti mi? Basının görevi olayları duyurup halkın bilgilendirilmesini sağlamaktır. Gerisi yetkililerin taktiridir.Halkımızın taktiridir.
 
Okuyucular hatırlayacaklardır. Ben yazılarımın çoğunun sonunda şöyle demişimdir. Artvin’den kaçan kurtuluyor da yazık ki bu satırların yazarı ancak %50 kurtulabildi. Yazıyı yazdığım uzun şiirin ilk kıtasıyla bitirmek istiyorum. Hastane yakın da bize yaramaz.Acemi doktor derdim anlamaz.Acili çağırdım adres bulamaz.Öl büyük şehirde niye demişler.
 
Yarın Bezmialem Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kontrolüm var. Bakalım Doç.Fatmanur Hoca ne diyecek. Kalın sağlıcakla.      
 

Bu makale 354 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
08Haber Yazarlar
Sevil Işık TOPARSLAN
GÜLDEN TAŞ
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com