15.09.2012
Sami Özçelik’in hazırlayıp sunduğu “Bir Konuk Bin Konu” programında Radyo 08’in konuğu yazar Ömer Yerlikaya oldu.

 

 
Yerlikaya yazdığı ilk kitabı olan “Rüzgârlı Tepeler”in ardından basıma hazır hale getirdiği iki kitabı ve 5 yıldır sürdürdüğü köşe yazarlığını radyo dinleyicilerine anlattı. Artvin’in küçük il olmasına rağmen devasa sorunları da yaşadığını, sorunların çözülmesinin birlikte ve yapıcı eleştirilerle mümkün olacağının altını çizen yazar Ömer Yerlikaya bir saatlik canlı yayında değişik konularda açıklamalarda bulundu.
 
RADYO 08: ÖMER YERLİKAYA’YI KISACA TANIYALIM.
 
Ömer Yerlikaya, 1958 Artvin Merkez doğumlu. Sivil Savunma Uzmanı olarak devlette çalıştım. Emekli oldum. İki çocuk babasıyım. Çocuklarım İstanbul’da ve Eskişehir’de olduğu için zaman zaman il dışında bulunmak zorunda kalıyorum. Ama Artvin’i asla terk etmeyecek Artvin sevgisiyle dolu olduğumu bilmenizi isterim.
 
RADYO 08: YAZARLIĞA NE ZAMAN BAŞLADINIZ? “RÜZGÂRLI TEPELER” ADLI ROMANINIZLA BİR ANDA DİKKATELERİ ÜSTÜNÜZE ÇEKMİŞTİNİZ?
 
Yazarlık hobim ortaokula kadar uzanır. O zamanlar da yazmaya çalışırdım.Ama iyi bir okuyucuydum. Biliyorsunuz eskiden böyle çok imkanlar yoktu. O zamanın klasik kitaplarını bulmak epey uğraş gerektiriyordu. Ben dönemin tüm klasik edebiyat kitaplarını okudum. Yaşar Kemal, Orhan Kemal gibi usta edebiyatçıların nerdeyse tüm kitaplarını okudum. Ömer Seyfettin’in muhteşem hikayelerini okudum. Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanı inanılmaz bir edebiyat eseridir. Bende çok büyük etki bırakmıştır. Okudukça bir süre sonra okuduklarınızın içinizde bir harman oluşturduğunu fark ediyorsunuz. Bu kez de yazma ihtiyacı kendisini gösteriyor. İki yıl boyunca yazacağım romanı kafamda oluşturdum. Karakterleri, kahramanları, yeri, zamanı, konusu ve amacı belirledim. 2 yılı aşkın süre Rüzgârlı Tepeler romanımı yazdım.
Düzeltilmesi, redakte edilmesi derken 5 yılda bir roman yazmayı başarmıştım. İlk romanımda heyecanımda büyüktü. Artvin’in yetiştirdiği değerli işadamlarımızla bağlantı kurdum, mektuplar yazdım. Bu kitabın çıkması gerekiyordu. Ne yazık ki buna yanıt alamamıştım.
 
­- SAYIN BELEDİYE BAŞKANIMIZ EMİN ÖZGÜN’E ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.
 
Artvin Belediye Başkanı Emin Özgün bana çok büyük bir destek verdi. Böylece “Rüzgârlı Tepeler” edebiyat dünyasındaki yerini almış oldu. Romanım çıktıktan sonra il dışına, il içindeki dostlarımıza ücretsiz gönderdim. Kitabı okuyanlardan hep olumlu yönde tepkiler aldım. Bir kişi bile olumsuz eleştiri de bulunmadı. Bu beni cesaretlendirdi. Yeni kitabım için ışık yaktı. Şu an iki kitabımı bitirdim. Basıma hazır bekliyor. Her zaman olduğu gibi yine maddi yetersizlik karşımıza dikiliyor. Ben değerli Artvin büyüklerinden,işadamlarından destek bekliyorum. Sayın Valimize konuyu aktardım. O zaman yeni gelmişti, daha sonra bana döneceğini şu anda bir şey söyleyemeyeceğini belirtmişti. Bu kez yazdığım roman yine 500 sayfanın üstünde. İyi ­baskı yapmam gerekiyor. Buna sıcak baskı diyorlar. Baskı iyi olmasa kitap dağılıyor, elde kalıyor. Bakalım önümüzdeki günler neyi gösterecek. Ne demiş atalarımız gün doğmadan neler doğar. Bugün bu programda konuşmamız da bunun gibi. Dün rastlaşmasaydık bugün burada konuşmuyor olacaktık. Ben her zaman umutluyum, yaşamın var olduğu yer de sürprizler saklıdır.
 
RADYO 08: GELELİM KÖŞE YAZARLĞI KONUSUNA, ARTVİN’DE KÖŞE YAZARLIĞI SON 5 YILDA ÖNEMLİ BİR YER EDİNDİ. HALKIMIZ KÖŞE YAZARLARINI TAKİP EDİYOR VE OKUYOR. SİZ DE HERGÜN KÖŞE YAZIP DÜNDEMİ TAKİP EDİYOR VE OKUYCULARA YORUMLARINIZI, FİKİRLERİNİZİ AKTARIYORSUNUZ? ARTVİN’İ BU ALANDA NASIL GÖRÜYORSUNUZ?
 
Yazarlık başka bir şey, köşe yazarlığı başka bir şey. Yazarlık birikim gerektiriyor. Köşe yazarlığı buna ek olarak takip, yorum ve süreklilik gerektiriyor. Artvin’de 2008 yılından sonra başlayan günlük gazete yayınları beraberinde köşe yazarlığını da getirdi. Çok değerli kalemler kazandık. Herkes düşüncesini köşesinde ifade ediyor. Artvin bu anlamda gerçekten çok güzel gelişmeler sahne olmuştur. Örneğin Sami Özçelik’in her gün köşe yazması benim için çok önemlidir. Çünkü yazma sevdası içinde olanlar bilir. Hep yanında kalem dostu ister. Onun yazdıkları sizi, sizin yazdıklarınız onu tamamlayabilir. İnterneti açtığınızda yazılanları okuma iştahınız sizi siteleri gezmeye götürür. Evet, bende her gün Serhad gazetesinde yazıyorum.
 
Buradan imtiyaz sahipleri Rıdvan Şengün’e Orhan Şengün’e teşekkür ediyorum. Yazılarımın bir noktasına dahi dokunmazlar. Yazarların özgürce yazması önemlidir. Tabii ki buradaki özgürce kavramından başkalarının haklarını gasp etme, hukuki çerçevenin dışına çıkma anlamı çıkmasın.
Bunun dışında Borçka yerel gazete 7 Mart’ta “Enişte” köşesinden yazıyorum. Değişik gazetelerde yazımlarım yayınlanıyor. Ben Artvin’de elinde kalemi olan yaklaşık 50 gazeteci, köşe yazarı arkadaşın adını biliyorum. Bunların içinde gerçekten ulusal, yaygın gazetede yazı yazabilecek kadar kapasitesiyle, donanımıyla, cesur arkadaşlarımızın var olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
 
RADYO 08: KÖŞE YAZARLARINA HEP BU KADAR NE BULUYOR DA YAZIYORSUNUZ DERLER. SİZE BULUYOR DA YAZIYORSUNUZ? ARTVİN KÜÇÜK BİR İL OLMASINA RAĞMEN YAZILAR GENELLİKLE %90 HEP ARTVİN ÜSTÜNE OLUR. SİZİN KAYNAĞINIZ NEDİR?
 
Artvin başlı başına bir kaynak, bir pınar. Kurulduğundan beri aynı güzellikte, aynı zenginlikte akar durur. Kültürü, insanı doğası, yaşamı, gelenekleri, görenekleri göçü, acısı, sevinci, kederi.. Hepsi ayrı bir başlık, ayrı bir deryadır. Biz sadece göç hikayelerini yazsak bir yılda bitiremeyiz. Doğasını, ilçelerimiz, köylerini anlatmaya kalksak yine bir yıl yetmez. Çünkü hikayelerin içinden bazen tek kelimelik romanlar çıkabiliyor. Artvin saklı kenttir. Edebiyatçılar için, şairler için, köşe yazarları için çok geniş ve zengin kaynaklarını cömertçe sunmuştur, sunmaya da devam edecektir. Burada görmek ile bakmak arasındaki o ince ayrıntıyı yakalamak önemlidir.
 
RADYO 08: SİZCE ARTVİN’İN EN ÖNEMLİ İLK ÜÇ SORUNU NEDİR?
 
Artvin’in en önemli sorunu şu anda çevre sorunudur. Artvin’de ciddi tahribatlar var. Özellikle çok sayıda yapılan barajlar nedeniyle yıllardır görüntü ve hava kirliğiyle yaşamak zorunda kaldık. Yollarımız baraj altında kaldı. Yeni yol inşaatları doğamızı çok kötü tahrip etmesine rağmen yapılan yollar ne yazık ki üçüncü sınıf yollar oldu. Bunu zaman zaman Artvin Şoförler Odası Başkanı Ahmet Alpaslan gündeme taşımıştı. Haklı da 2012 yılına gelmişiz eski yapılan yollar kadar standartlara uygun aza riskini sıfıra yakın indirgemiş yol yapılamıyorsa elbet ki bu eleştirilecek. Ben yılın 5- 6 ayını İstanbul- Eskişehir’de geçiriyorum. Oraya giderken gördüğüm yollar ile Artvin’e Hopa’dan içeriye döndüğümde gördüğüm yol arasındaki fark çok belirgin. Bu farkı anlatmamda tipik siyah beyaz örneği çok uygun düşer. Demek ki ikinci sorun kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ulaşım..
Üçüncü sorunu ise göç. Her ne kadar göç durdu dense de bunun gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. 20 yıldır Artvin merkez’deki 24 bin 502 tabelasını üniversitenin gelmesiyle zar zor 25 bine çıkarmışız. Bu aradaki insanlar nereye gitti. Bu barajlardan dolayı kamulaştırma neticesinde yersiz, evsiz kalan Artvinliler burada üretilmeyen konut projeleri nedeniyle gitmek zorunda kaldı. Çünkü Artvin’de evler çok pahalıdır. Burada bir daire parasına batıda iki hatta bazı illerde üç daire bile alabilirsiniz. Bunun elbette ki nedenleri var. Arsa kıtlığı, ulaşım zorluğu, maliyetin yüksekliği diyebilirsiniz. Ama sonuçta bunlar vatandaşın elindeki imkan gerçeğini değiştirmez ki? Yokluktan, içi burkularak Artvin’i terk eden baraj kurbanı sayısı 35- 40 bini bulmuştur. Bugün Artvin’in nüfusu 166 bine düşmüşse söylediğimin ispatını yapmaz mı?
 
RADYO: SON OLARAK CERATTEPE MADENCİLİĞİ, ARTVİN’DE ÜNİVERSTENİN KURULMASI, TURİZM VE EĞİTİM SARMALI HAKKINDA KISA KISA BAHSEDER MİSİNİZ?
 
Evet, birkaç konuyu bir arada sorduğunuza göre süremiz azalıyor. Bu benim ilk canlı yayınım. Bizi dileyenlerden sürçü lisan edersem affola diyorum. Şimdi Cerattepe’de madencilik bana göre de bir cinayet gibi geliyor. Şehrin tümünü kara duman gibi tepeden kaplıyor. Göğe komşu topraklar maalesef madenin tozları, gürültüsü, yaptığı tahriplerle ve orada yapılması düşünülen atık barajlarla zehirlenip yok ediliyor. Artvin bugün haritada bir il olarak bulunuyorsa o bölge sayesindedir. Cerattepe, Genya, Mersivan alanları bizim suyumuzu, havamızı, yeşilimizi, yaşamımızı sunuyor. Kaldı ki daha önemli bir görev yapıyor. Bu şehri kucağında,bağrında tutuyor. Heyelanları oradaki ağaçlar kökleriyle sımsıkı tutarak yaşamamızı sağlıyorlar. Ne deniyor madencilik başladığında neredeyse bütün ağaçlar tıraş ediliyor. Bence yerüstü zenginliği inanılmazdır. Madencilik Damar’da zaten yapılıyor. Şimdi bu tarafa gelmenin bir şehri yok etmenin anlamı nedir. Sizin de yazdığınız gibi, o zaman siz bu şehri kaldırın. 81 ili 80’e indirin, buraları da madene terk edin gitsin. İkisi bir arada mümkün görünmüyor.
Üniversite başlı başına Artvin’in çehresini değiştirdi. Artvin’de üniversite kurulmasında emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Yeni kurulma aşamasında elbetteki sıkıntılar yaşanır. Sayın Rektör Prof. Dr. Mehmet Duman ikinci kez rektör seçildi. Başarılar diliyorum. Kurucu rektör olmak çok güzel olmakla birlikte çok zordur. Çünkü sadece kağıt üzerinde projelendirilmiş bir siteyi, özerk eğitim şehrini imar ediyorsunuz. Bu arada Artvin’deki ev sahiplerine de çağrıda bulunuyorum. Öğrenciyi yağlı müşteri gözüyle görmekten vazgeçin. Onlar bizim gibi dar gelirli anne babanın çocuklarıdır. 500 TL’lik evi bir anda 800-1000 TL’ye çıkarmak doğru mudur. Nasıl hesaplıyorlar; 5 öğrenci kalsa 200’ar TL verseler onlara ucuza geliyor!. Öyle düşünüleceğine öğrenci başına 100 TL olsa ne olur? Olmaz mı? Zaten evin fiyatı bu değil miydi? Biraz da geleceğimize şekil verme noktasında biz de katkı koyalım. Hani derler ya ben ne yapabilirim. İşte bunu yapabilirsiniz.
 
RADYO 08: EĞİTİM-TURİZM DİYORSANIZ CERATTEPE OLMAZ!
 
Artvin’in turizm konusunda alternatifsiz il olarak sunulması çok doğru bir yaklaşımdır. Burada turizmin birçok dalı yapılabilir. Doğa turizmi, yayla turizmi, trekking, av turizmi, kayak turizmi önemsenmiyor belki ama tarih turizmi, inanç turizmi ve Hatice Nur Ersöz’ün üstünde önemle durduğu, çabaladığı üçüncü yaş turizmi için adeta biçilmiş kaftandır. Zaten turizm ve eğitim kenti dediğinizde maden şehri olamayacağınızı peşinen kabul etmiş olursunuz. Ya madeni ya da Artvin’i tercih etmek durumundayız. Yoksa bunca konuştuklarımız boşa gitmiş demektir. Çünkü Artvin yokken (Maden bu haliyle Artvin’i yok eder) hiçbir şey konuşulmamalı. Artvin sevgisiyle dolu tün dostlarımıza saygı ve sevgilerimi sunarken, 08 Haber gazetesi ve Radyo 08 çalışanlarına,bizi dinleyen herkese teşekkür ediyorum.

Bu haber 3200 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : RADYO 08

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com