19.07.2012
Artvin’in yetiştirdiği ve Türkiye genelinde olsun dünya ülkelerinde yapılan etkinliklerde olsun uzun yıllar Artvin ve Türkiye’yi temsil eden önemli akordeon üstatlarından birisi olan Özcan Gümüş, 16. Satave Gevrek Festivali’ni değerlendirdi.

 

16 yıldır elinden geldiği kadarıyla, sağlık sorunu yaşamadığı sürece mutlaka geldiğini belirten Özcan; geçen yıl sizinle yaptığımız röportaj aslında bütün Satave Festivali’ni özetleyen uzun bir söyleşidir.
 
Bu yıl 2012 yılında 16. sı yapılan Festivalimizden konuşmak istiyorum. Şenliklerin festivale dönüşmeden öncede bir şekilde farklı yerlerde yapıldığını biliyoruz. Mesela imece kültürü bizim şenliklerimizden birisiydi. Herkes birbirine yardım etmek amacıyla bir araya gelir işler çabuk biter geriye kalan zamanı akordeon çalarak, horon oynayarak, eğlenerek, bir arada olurlardı.
 
FESTİVAL DEMEK ÜNLÜ BİR SANATÇIYA ÇUVALLA PARA DÖKMEK DEĞİLDİR!
 
Festivallerden sonra bu daha geniş kapsamlı oldu. Bizim festivalimiz bile 16. sını geride bıraktık. Şu çok önemli. Bir kere festivalin amacı neydi? Bir arada olabilmek, birlikte ortak kültürü paylaşmak, el ele tutuşabilmek, hasret giderebilmektir. Bu yılda bunu yaptık. Ufak tefek eksiklikler olabilir. Aksaklıklar yaşanabilir. Ki bu yıl da hiçbir bariz olay yaşanmamıştır. Değerli okurlarımıza aracılığınızla şunu söylemek isterim; Festival demek ünlü bir sanatçıyı yaylamıza getirip ona çuvalla para vermek değildir. Olamaz da. Biz kendi kültürümüzü, yemeğimiz, horonlarımızı, türkülerimizi birlikte seslendirmek, hasretliğimizi gidermek için bu festivali yapıyoruz.
 
HER YIL 3-4 AY MUTLAKA MEYDANCIK’TA KALIRIM
 
Onun için bazı kişiler yok öyle olsun yok böyle olsun diyebilir. Bu onların fikridir. Diyebilirler. Ama bizim Satave Gevrek Festivalimiz çok özel bir statü kazanmıştır. Yani farklı bir özellik kazanmıştır. En güzel, sakin, düzgün, sevgi ve saygının önde olduğu, herkesin, her düşüncenin kendisine yer bulduğu güzel bir şenliktir. Ben bundan büyük gurur duyuyorum. Bakın kendimden örnek vereyim. Ankara’da ikamet ediyorum. Ama her yıl mutlaka Meydancık’a gelirim. Burada çok güzel bir ev yaptım. Buraya geliş tarihim kesinlikle Festivale yakın tarihtir. Bu bahaneyle de 3 -4 ay kalır güzün giderim. Şunu söylemek istiyorum. Bu şenlikler büyük vesile oluyorlar. Onun için eleştiriden çok bunu başlatanların, zor koşullarda devam ettirmeye çalışanların yanında yer almak ve onlara teşekkür etmek gerekiyor. “
 
Satave’de yapılan eğlence ve müzik üzerine sorduğumuz soruya da yanıtlayan Özcan;
 
08 HABER GAZETESİ HER ZAMAN YANIMIZDA OLDU
 
“Ben geçen yıl gazeteniz 08 Haber’e uzun bir söyleşide bulunmuştum. Bu arada size teşekkür ediyorum Oldukça da çok okunmuştu. Orada söylediklerim aynen geçerlidir. Yöre sanatçılarını, yöresel türküleri, yöre kültürünü yaşatmamız gerekiyor. Yoksa misal vermek gerekirse Türkiye’de popüler olmuş ki bunlar genellikle pop sanatçıları oluyor buraya getirdiniz. Bir de çuvalla para verdiniz. Bir bilemedin iki saate sonra da çekip gitti. Gerisi ne oldu? Kim götürecek bu festivali? İşte burada yöremizde yetişen sanatçılarımıza destek vermemiz lazım. Bu bakımdan ben yöremizin sanatçılarını çok önemsiyorum. Gerçekten hepsi de vefakar ve fedakardır. Bakın ben bu sene festivale iki gün kala hastalandım. Buna rağmen iki gün uzun süre sahnede kaldım. Bu benim içimden geldi. Çünkü sahnede hem gençliğimi hem de müziğimizin, horonlarımızın etkisi altına giriyorum. Çünkü bu benim özüm. Bülent Düzcan olsun Mehmet Yılmaz olsun sen hep birlikte saatlerce müzik yaptık, çaldık söyledik, inanılmaz bir mutluluk yaşadık. Orada eğlenen insanlarda aynı şekilde. BU sene konuk sanatçımız Yasemin Yıldız’dı. Ben Yasemin Hanım’ın sesin, kişiliğini, sahnedeki duruşunu, halka gösterdiği güler yüzü ve samimiyeti çok beğenirim. Bu sene ilk kez geldi. Çok başarılı bir performans gösterdi. Yöre halkıyla çabuk kaynaştı. Dediğim gibi Karadeniz’de bayan sanatçı çok az yetişiyor. Yasemin Yıldız iyi bir ses, çok düzgün bir sanatçı, yolu, bahtı açık olsun. Kendisine teşekkür ediyorum.” dedi.
 
Geçen yıl yaptığımız söyleşiye atıfta bulunan Kültür Bakanlığı belgeli emekli akordeon üstadı Özcan Gümüş  özetle müzik ve sanat hakkında şunları söylemişti;
 
 
08HABER: ÖZCAN GÜMÜŞ SANATI NASIL TANIMLIYOR? SANATÇI DEMEK SADECE ENSTRÜMAN ÇALAN YA DA SÖYLEYEN KİŞİYE Mİ DENİR? MÜZİSYEN NASIL OLMALIDIR?
 
Ben sanatı şöyle tanımlıyorum; sanat herkesin yapmak istediği ancak çok özel yetenekleri olan insanların yapabildiği kişilerden çok toplumun geneline hitap eden, içinde kardeşlik, dostluk, sevgi, saygı, birlik beraberliğin malzeme olarak kullanıldığı bu karışımdan ortaya çıkan sihirli, büyülü bir mıknatıs alanının adıdır. Bu öyle bir çekim gücü oluşturur ki sanatın olduğu yerde bu çekime, bu akıma kapılmamak mümkün değildir. Sanatı gökyüzünde değerlendirirsek, milyarlarca yıldız bildiğimiz alemler olarak kabul edelim. İşte sanat gökyüzünün en parlak yıldızı olarak kabul edilen Güneş’e benzer. Onun sihirli gücü göz kamaştırır. Milyonlarca insanı ayçiçek tarlasındaki bitkiler misali kendisine yönlendirir. Sanatı kısaca böyle anlattıktan sonra sanatçıyı anlatma ihtiyacı doğdu. Öyle ya, sanat böylesine özel büyülü bir duygunun atmosferin adıysa, sanatçı olacak kişinin bunu üstünde çok iyi taşıması gerekiyor.
 
SANATI BEYNİNDE TAŞIMAYANLAR KISA SÜREDE YOK OLUR!
 
Sanatı ayağının dibinde gören ve onu çiğneyerek yükseleceğini zannedenler kısa sürede yok olurlar. Çünkü sanat yerlere düşürülecek, serilecek kadar değersiz bir şey değil. Onu sırtınızda, başınızın üstünde, beyninizde taşımayı öğreneceksiniz. Bir sanatçı eğer sanat icra edecekse önce sanata layık olmanın yollarını öğrenecek, evrelerini tamamlayacak. Vizyonunu ve misyonunu iyi öğrenecek. Gerek kılık kıyafeti, gerekse kültürü ve sahnede duruşu ve sanatı icra edişi sanata layık olmalı ki sanat onu yüceltsin. Sanat onu toplumun karşısında devleştirsin. Bir sanatçı kendisini övüyorsa, kendisine özgüler, methiyeler diziyorsa o sanatçı değil, sanatı kullana ya da kullandığını sanan zavallı her hangi, biri demektir. Sanatçı her zaman dik ama mütevazı olmalı. Topluma karşı bilgili, ne konuştuğunu bilen herkese karşı ilgili olmalı. Sanatçı toplumun aynasıdır. Onun için çalıp söylemekle ben sanatçı oldum diyemezsiniz. Sanat sanatla uğraştınız sürece sizi devamlı test eder, imtihan eder. Düşünün ağzında sigara veya sakızla sahnede! Bu saygısızlıktır. Dünyanın en iyi çalan müzisyen de olsanız sanata yaptığınız saygısızlık yüzünden beş para etmezsiniz, hiçbir değeriniz de olmaz.
 
08HABER: SANAT SANAT İÇİN MİDİR? YOKSA SANAT TOPLUM İÇİN MİDİR?
 
Siz bana bu soruyu sorduğunuzda aklıma ilk gelen “Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan? “ikilemi geldi. Sanat önce sanat için yapılır. Sonra topluma sunulur. Burada müthiş bir kelime oyunu var. Nasıl yorumlarsanız yorumlayın eksik kalırsınız. Tam cevabını yerleştiremezsiniz. Ancak ben bu yüz yıllık soruya bir cevap da ben vermiş olayım; biz genelden, değil de yöreden bahsederek yola çıkalım. Belki ortak bir noktada buluşuruz. Sanatın tanımını yaparken herksin yapmak istediği ancak özel yeteneği olanların yapabildiği büyülü bir gücün adı dedik. Bir sanatçı sanat ile uğraşacaksa sanata saygıyı öğrenmelidir dedik. O halde önce sanatı daha da mükemmel hale getirecek çalışmalarda bulunmak ve o mükemmelliği ondan sonra halka sunmak en doğrusudur. Örneğin bu kadar çok sayıda eser derledik. Bunu ilk ham haliyle de topluma sunabilirdik. Bir eser için aylarca çalıştığımız oldu. Şunu şuradan şöyle çalarsak daha mükemmel olur. Buraya bir ezgi eklersek daha hoş olur. Ritimde, notada bunları da katarsak eser nihayetinde sanat eseri olur diyerek çalışıyoruz değil mi? O halde önce sanatı sanat için yaptığımızı görürüz. Bundan sonrası ise topluma sunarız. Bakın Sami Bey toplum her hangi bir eseri yargılayacak, onu şöyle yapsaydınız daha iyi olurdu diyecek pozisyonda, durumda değil. Çünkü bu konuda herhangi bir bilgisi yok ki: Bir kere bu pencereden baktığımızda da sanat, sanat için yapılır en güzle şekliyle tamamlanmış kalıbı çıkarılmış, toplumun ezgileri en güzle şekilde notayla dizgidenmiş olarak toplumun beğenisine sunmuş oluruz. Her şeyin başı; sanata olan saygıyı ve değer yargımızı her zaman en yüksek çizgide tutmasını öğrenmeliyiz.
 
08HABER: ÖZCAN BEY BU FESTİVAL SANATIN NERESİNDE DURUYOR?
 
Festivaller, özünde sanatın ruhunu taşır. Ne kadar yansıtılır tartıştır o ayrı bir konu. Şöyle bir değerlendirme yapalım. Satave Gevrek Festivali başlayalı 15 yılı geçmiş. Bu süre içinde neredeyse bir kere olsun tatsızlık yaşanmamış. Binlerce insan bir arada 3 gün boyunca dolayasıya eğlenebiliyor. Bu insanları bir arada tutan nedir? Sanat boyutunu çıkaralım. Geriye ne kalır? Piknik kalır! Oysa o coşkuyu, o güzelliği, bu insanları gizli bir zincir gibi bir arda tutan işte bu sanatın gücüdür. Dolayısıyla sanat festivallerin bel kemiğidir. Dikkat edin sanatçılar hep yüksekte duruyor. Bunu sanatçılar istediği için mi? Hayır toplum istediği için. Sanatı icra edene saygı duydukları için. Bu orada sanatı icra eden sanatçı için topluma karşı bir üstünlük olarak değil, sanatı layık olduğu yerden en güzle şekilde icra etme gayreti için uygulanan bir ayrıcalıktır.
 
TULUM ÇALAN BAYANLAR GÖRDÜK, KEMENÇE ÇALANI DA GÖRDÜK. NEDEN BAYAN AKORDEONCU YETİŞMESİN SİZ DESTEKLER MİSİNİZ?
 
Yörede akordeon çalan bayanlar vardır. Ancak onlar pek ortaya çıkmıyorlar. Tabii ki olsun. bayanlar da bu enstrümanı çalabilir. Kemençe, tulum çalan bayanlar daha çok ilgi çekiyor, bu sanata daha çok insan özenmeye başlıyor.
 
 SON OLARAK ÖZETLE NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
 
Her şey sanat tadında olsun. Sanatın olduğu ve yaşatıldığı yerde kavga, kin, dövüş olmaz. İnsanlar birbirleriyle iyi ilişkiler kurar. Sanatın olduğu yerde ego olmaz. Ben-sen çatışması yaşanmaz. İnsanlar el ele tutuşarak aynı şarkıları tek bir ağızdan söylermişçesine yürekten söyler. Artvin müziği, kültürü, insanı, doğası, suyu, ormanı, toprağı, bağı, tarlası, yaylası, dağıyla, vadisiyle, kırmızı pullu alabalığı, mavi kelebekleri, dünyanın en kaliteli balıyla, tatlı dilli, hoşgörülü insanlarıyla dünyanın eşsiz bir diyarıdır. Bunu dışarıdan gelenler daha net görüyor. Ben bütün dostlarıma buradan saygı, sevgilerimi gönderiyor, nerede olursanız olun,Artvin’ce kalın diyorum.

Bu haber 2541 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : Sami ÖZÇELİK/08HABER

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 1 )
Beğenerek takip ediyoruz
gündüzleride yayın yapıyomuydu Hasan?cuma-pazar geceleri dinliyoduk ama bunu yeni gördüm.teşekkürler 08 fm...
 Rüya ERGÜN -- 29.08.2012 20:50
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com