25.09.2011
Bir yerleşim yerinin sorunları konuşulur da o yerin gençliğinin sorunları konuşulmadan olur mu? Gençlik ki, bizim ümidimiz. Gençlik ki, bizim geleceğimiz. Yarınlarımız.

 

İşte bugün sohbet arkadaşlarımız Şavşat’ın gerçekten pırıl pırıl, gerçekten güven veren gençleri. Şavşat’ın sorunlarını bu kez gençlerle konuşuyoruz.
 
Okuyucularımızın bildiği üzere bir süreden beri Şavşat’ın sorunlarını değişik kesimlerden kişilerle konuşuyor, sorunları masaya yatırıyor, çözüm önerilerini dinliyoruz.
 
Gençlerle yapacağımız sohbet için onların uğrak yeri olan bir kafeteryayı seçtik. İçeriye girdiğimde neşeli, bol kahkahalı bir şekilde oyun oynuyorlardı. Sağolsunlar benim için oyunu bıraktılar. Birlikte çaylarımızı içtik. Bir taraftan da doğal akışı içerisinde sohbete daldık.
 
Sohbet için bir araya gelmiş olan genç arkadaşların hemen hepsi üniversiteli. “Bir iki gün sonra bizi bulamazdınız amca” diyorlar. Doğrudur. Bu gençlerin her biri birkaç gün sonra başka başka kentlerde üniversitelerde olacaklar.
 
Onlara yaptığımız röportajların amacını, değişik kesimlerin sesini, sorunları ve çözüm önerilerini gündeme taşıdığımızı anlattım.
 
“Aşk olsun, biz en sonda mı aklınıza geldik” diyorlar.
“Hayır, sizlerle final yapmak istedim. Hani assolistler sonradan çıkar ya,” Sizler tamamlayıcı, bütünleyici olacaksınız” diyorum.
 
Gençlerin ilk ele aldıkları konu dershane oldu. Hemen hepsi ilçede hizmet veren dershaneden bir biçimde yararlandıklarını, ama hiçbirisinin memnun olmadıklarını anlattılar.
“Neden memnun değilsiniz?” diye sordum.
 
“Birincisi verilen eğitim yetersiz. Okuldaki eğitimden farklı bir bilgi elde etme olanağı sunmuyor” dediler.
 
“Gitmeseydiniz o zaman” diyorum.
“Mecbur oluyoruz. Test çözme, test tekniklerini öğrenme falan açısından” diyorlar.”
“Bakın demek ki faydasını görmüşsünüz” diyorum.
“Ama hepsi o kadar” diyorlar.
“Neden başka dershane açılmaz” diyorlar. Onlara bunun öğrenci sayısıyla, kapasiteyle ilgili bir çeşit arz-talep işi olduğunu ve bu görevin devletin işi olmadığını, özel sermayenin yapması gereken bir iş olduğunu, keşke, eğitim sistemimiz dershaneye ihtiyaç duyulmayacak şekilde olsa” diyorum.
 
Gençlerden Erdi YILMAZ, Berkay ÖZCAN, Sercan ASLAN, Kadir TAŞDEMİR ve Metehan OCAK: “İlçemizdeki başarılı öğretmenlerin ilçede tutulmaları sağlanmalıydı. Hepsi bu ilçeden ya bekledikleri değerin kendilerine verilmediğini düşünerek, ya da kendi çocuklarının daha iyi eğitim almalarını düşünerek birer birer tayin isteyip gittiler. Öğretmen profili çok önemli” diye öğretmen kadrosunun giderek zayıfladığını ifade ettiler.
 
“Ne yapılabilirdi giden öğretmenleri burada tutmak için?” diyorum.
 
Neredeyse hep birlikte: Hocam hiç hak etmeyen insanlar idareci, müdür, müdür yardımcısı oluyorlar.
 
“Yapmayın çocuklar, buradaki idarecilere karşı ayıp olmuyor mu?”
“Ama öyle. Bu maalesef bir gerçek” diye ısrar ediyorlar.
 
Erdi YILMAZ ve Okan Alp GÜL, “Bu durum sadece eğitimle sınırlı da değil, aslında devletin bütün kurumlarında ehliyetsiz, yetersiz insanlar işin başına getirildiler” diye konuyu daha da boyutlandırıyorlar.
 
Okan; “Hocam buradan öğrenciler ve veliler başka dershanelere, başka okullara götürülerek o ortamlar gösterilecek olsa inanın çok özendirici olabilir” diye bir öneride bulunuyor.
 
Az önce; “ Hayatın her alanında ehliyetsiz insanlar işin başına geçirildi” dediniz. “Biraz açalım mı bunu?”
“Mesela imamlar, hastane müdürü oldular, veterinerler spor kulübü başkanı, bir tane arısı olmayan ‘arıcılar kulübü başkanı’ turizmin ne olduğunu bilmeyen insanların bu derneğin başına geçirilmesi, say sayabildiğiniz kadar” diyorlar.
 
“Arkadaşlar, birilerini töhmet altında bırakmayalım” diyorum.
“Hocam ömründe ayağına top değmemiş bir adam spor kulübü başkanı olur mu? Olursa işte böyle olur” diyorlar.
 
“Gençlik olunca spor da sorun oluyor değil mi?”
“Nasıl olmasın ki” diyorlar. Bir ilçede halı sahadan başka spor yapılacak bir yer yok. Neden tenis oynanacak, güreş yapılacak bir salonumuz olmasın” diyorlar.
 
“Salon sadece spor için de değil, müzik, tiyatro, sinema, konferans vb. etkinlikler için de yok” diyorum.
Beşir Şahin ve Erdi Yılmaz:
“Evet bu çok önemli bir ihtiyaç” diyorlar. “Neden Halk Eğitim Müdürlüğü doğru düzgün bir hoca ile bir bağlama kursu açmaz, neden bir güreş eğitimi verecek hoca getirilip ata sporumuz öğretilmez” diyorlar.
 
Okan Alp GÜL: Hocam eğitimde burs çok önemli. İçimizden belki bazılarımızın maddi olanağımız iyidir. Ama pek çok arkadaşımız okul ihtiyaçlarını karşılayamıyor. İlçemizin varlıklı ailelerine, işadamlarına sesleniyorum, öğrencilere burs versinler.
Bakınız ilçemizde bazı dükkanların camlarında bir duyuru var. Bilmem dikkatinizi çekti mi?
 
“Nasıl bir duyuru” diye soruyorum.
 
“Hocam adamlar asmışlar; ‘ İMAM-HATİP LİSESİNE KAYIT YAPTIRACAK ÖĞRENCİLERE AYDA 50 TL BURS VERİLECEKTİR’ İmam Hatiplere kayıt yaptıracaklara kim burs veriyor? Diğer öğrenciler, yani bizler gavur mekteplerinde mi okuyoruz? Bize neden kimse burs vermez?”
 
Beşir Şahin: “ Geçen dönem kaymakam iki kez burs verdi. Ama istediklerine verdiler. Ben ve birçok arkadaş müracaat ettiğimiz halde bize verilmedi. Yani vermediler.”
 
“Şimdi siz, geçen dönem Kaymakam beyin verdiği bursta ve şimdi de İmam Hatiplere gidecek öğrencilere verilen bursun siyasi olduğunu mu söylemek istiyorsunuz?”
 
“ Bundan başka ne anlaşılır ki” diyorlar.
 
“Biraz da yurt ve barınma ihtiyaçlarımızı konuşalım mı?”
 
“Yurtlar başlı başına bir sorun. Bazı okullarda ya hiç yurt yok, ya da yetersiz. Var olanlar da özellikle bakımsızlığa terk ediliyor. Böylelikle özel yurtlar teşvik ediliyor.
 
“Peki, biraz da sosyal aktivitelerinizden, bu alandaki ihtiyaçlardan konuşalım.”
 
“Hocam, bir kere güzel ve çok amaçlı bir salon bu ilçeye çok çok önceden yapılmalıydı. Artık geç de olsa mutlaka yapılmalı. Bir tiyatro eğitimi, müzik eğitimi, resim eğitimi ve çeşitli sportif alanlarda kurslar hemen derhal açılmalı. Bu konuda belediye de elini taşın altına koymalı. Halk Eğitim ne iş yapar bu ilçede?”
 
“Halk Eğitim tadilatta” diyor bir başka arkadaş.
“Yahu geçen yıl taşındı Halk Eğitim oraya. Ne tadilatı?” diyen bir genç arkadaşa, diğeri yanıt veriyor:
“Bu ilçede her eğitim-öğretim başladığında Halk Eğitim olsun diğer okullar olsun kırılıp dökülür. Halk Eğitim binası birkaç ay yapılmayacak halde. Binayı bütünüyle kırıp dökmüşler” diyor.
 
Gençlere; “ Okuduğunuz okullarda, bulunduğunuz çevrelerde sorunlarınızı yetkililerle rahatlıkla konuşabiliyor musunuz? Demokratik haklarınızı, tepkilerinizi dile getirebiliyor musunuz?” diye soruyorum:
 
“ Ne gezer” diyorlar. Toplum susturuldu. Sindirildi.” diyorlar. Eğitimle ve doğayla ilgili sorunları dile getirmek ‘eşkıyalık’ olarak algılanır oldu” diyorlar.
 
“Ama bakın burada değişik görüşlerden arkadaşımız var. Her biriniz de düşüncenizi rahatça konuşuyorsunuz. Sorunlarınızı dile getiriyorsunuz.” Diyorum.
 
Gülüyorlar.
“Ah keşke herkes sizin gibi çok yönlü düşünebilse. Keşke herkes demokrasiyi sizin gibi algılayabilse. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görebilse” diyorlar.
 
Sağolun sevgili gençler.
 
“Belki konuşmalarımız genel oldu. Ama Şavşat’ın sorunlarını ülke sorunlarından ayrı düşünerek de çözümleyemeyiz diyorlar.”
 
Gençler bu konuşmanın ardından halı saha maçı için izin istediler.
“Gençler her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hem özel yaşamınızda, hem eğitim yaşamınızda başarılar dilerim.” deyip ayrılıyoruz.
 
Esen kalın.

                                                     

Bu haber 3380 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com