16.09.2011
08 HABER gazetesi Şavşat ilçesinde gündemi belirliyor. Kapalı kapılar ardında konuşulan sorunları kamuoyunun dikkatine sunuyor. Röportajlarımızda; Şavşat´ta göç, turizm, işsizlik, hayvancılık, çevre sorunları, belediyecilik hizmetleri ve her şeyden önemlisi devletin Şavşat ilçesine bakışını ortaya koyuyoruz. Siyasiler, belediye, kaymakamlık, sivil toplum temsilcileri ve ilçede etkili yetkili konumda bulunan kişilerle Şavşat´ı masaya yatırıyoruz.

 

Usta gazeteci Mümtaz Temiz, bugünkü yazı dizisinde bir zamanlar MHP Şavşat İlçe Başkanlığı yapan şimdilerde ise 6 Nolu Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanlığı ve Avcılar Atıcılar ve Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanlığı görevlerini yürüten Şavşat´ın sorunlarını en iyi bilenlerden biri, Davut Doğan´la yaptığı röportajı siz okurlarımıza sunuyoruz.  
 
 
ŞAVŞAT’IN SORUNLARINI KONUŞUYORUZ ( 8.BÖLÜM )
 
Şavşat’ın sorunlarını Şavşatlılarla konuşmaya devam ediyoruz.
 
Şavşatlılarla bu sohbetleri yaptıkça, sorunları değişik kişilerin, yetkililerin, arkadaşların, dostların ağzından duydukça ne kadar doğru bir iş yaptığımızı gördüm.
 
Bugünkü konuğum Şavşat’ın sayılı esnaflarından Sayın Davut DOĞAN. Davut Doğan şu an olmasa da, uzunca bir süre Milliyetçi Hareket Partisi Şavşat İlçe Başkanlığı görevi de yapmış olan bir hemşerimiz.
 
Siyasi kişiliğinin ve esnaflığın yanı sıra 6 Nolu Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanlığı ve Avcılar Atıcılar ve Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanlıkları gibi farklı aktif görevlerle de ilgili bir dostumuz.
 
Sayın Doğan’a röportaj için dün(önceki gün) telefon ettim. “İl dışındaydım, yeni geldim. Çok yorgunum nasıl yapalım” dedi. “Üzme canını sonra yaparız” dedim. Sağ olsun bugün(dün) kendisi aradı. Hemen gittim.
 
Davut Doğan’la Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi’nde çaylarımızı içtikten sonra daldık sohbete.
 
D.D.: Sayın Hocam hoş geldiniz. Sizinle şu an başkan olmadığım için MHP adına konuşamam. Etik olmaz. Ama yıllarca Şavşat’ta siyasetin de içerisinde bulunmuş bir insan, bir Şavşatlı, aynı zamanda Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi ve Avcılar Atıcılar ve Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanı sıfatıyla konuşabiliriz.
 
M.T.: Sayın Doğan, maşallahınız var. Hem esnaflık, hem siyaset, hem birkaç tane derneğin başkanlığı…
 
D.D.: Hocam ben sporculuktan gelme bir insanım. Çalışmadan duramam.
 
M.T.: Yine de tebrik etmek gerek. Gerçekten çok yönlü bir insansınız ve çok koşturduğunuzu biliyorum.
 
D.D.: Teşekkürler.
 
M.T.: Davut Bey, biliyorsunuz bir süreden beri 08 Haber Gazetesi’nde “Şavşat’ın Sorunlarını Konuşuyoruz” başlıklı yazı dizimiz yayınlanmaktadır. Bana göre Şavşat, tarihi boyunca devletten, diğer il ve ilçelerde görmüş olduğumuz pek çok yardımı, yatırımı alabilmiş değil. Yani deyim yerindeyse tam bir devlet mağduru ilçeyiz. Size göre nedir bunun nedeni?
 
D.D.: Sevgili Hocam, öncelikle şunu belirtmeliyim ki, ülkemizin en önemli sorunu, halkın sıkıntılarını, dertlerini, serzenişlerini, tepkilerini dile getiren, bunları sayfalarına taşıyarak insanlara duyuran, insanların uyanışına aracılık yapan, bunları özgürce yazabilen gazete ve gazetecinin neredeyse kalmadığı bir zamanda, yani ÖZGÜR BASIN-ÖZGÜR MEDYANIN neredeyse bitirildiği bir zamanda 08 HABER GAZETESİ gibi bir gazetenin ilimizde yayınlanıyor olması, sizin gibi özgürce yazan bir gazetecinin olmasından duyduğum memnuniyeti dile getirerek, başlamak istiyorum. Yani özgür basının gerekliliğinin altını çiziyorum. Çok önemli bir görev yapıyorsunuz. Size şahsım, mensubu bulunduğum camia ve bir Şavşatlı olarak teşekkür ediyorum.
 
M.T.: Ben de hem şahsım hem de 08 HABER GAZETESİ adına size teşekkür ediyorum. Buyurun Sayın Doğan.
 
D.D.: Şavşat insanı tarih boyunca hep hırpalanmış, susturulmuş, kabuğuna çekilmeye zorlanmış bir toplum. Rus işgalini yaşamış sindirilmiş. Gürcü istilasına uğramış susturulmuş. Beyler sindirmiş. 12 Eylül sindirmiş. Nerden baksanız susmaya zorlanmış bir halk. Öyle olunca bir şeyleri devletten istemeye bile cesareti kalmamış bir halk. Bekliyor ki devlet baba bize bir şey yapsın. Devlet de bir türlü buraya babalık yapmamış. Üvey evlat gibi görmüş. Geldiğimiz nokta ortada.
 
M.T.: Peki geldiğimiz noktada siz ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
 
D.D.: Sorun çok. Hangisini sayayım. Göç sorunu, işsizlik sorunu, eğitim sorunu, sağlık sorunu, sosyal alanlarda yaşanılan bir dizi sorun, yol sorunu… Sorun mu arıyorsunuz.
 
M.T.: Mesela göçten başlayalım.
 
D.D: Hocam göç artık sorun olmaktan da çıktı. Çünkü artık ilçemizde göç edecek genç kalmadı. Burada kalanlar artık ömürlerinin geri kalan kısmını tamamlama gayreti içerisinde olan yaşlı ve emekli kesim. Ama yine de geride kalanları burada tutmak için, burada yaşam mücadelesi veren insanların ekonomik ve sosyal açıdan mutlu olacağı olanaklar sunmak gerekiyor. Şu anda burada bulunan, Şavşat’ta ikamet eden herkesin gelecekle ilgili kuşkuları, kaygıları var.
 
Buradan göçün asıl kaynağı 12 Eylül oldu. 12 Eylül buradaki ne kadar ülkesini milletini seven aklı basan insan varsa, özellikle eğitimcileri sürerek göçü başlattı.
Burada idealist öğretmen kalmayınca birçok insan çocuğunu okutmak için başka yerlere gitmek zorunda kaldı. Burada eğitimcilerimizin de maalesef etkileri oldu. Bu insanlar biraz düşünmeli.
Dersane ne demek, özel ders ne demek? Demek ki öğretmen benim çocuğuma okulda ders veremiyor, beni dershane kapısına mecbur ediyor.
Maalesef eğitim konusunda kaygı duyan birçok insan bu kenti terk ederek göçün başlangıcını oluşturdular.
 
Birkaç söz de bu noktada belediye hizmetleri konusunda söylemek gerek. Çöp toplayamazsınız, bir proje üretemezsiniz. Eeee, böyle bir çevrede insanlar yaşamak istemiyor
 
Yine, Şavşat’ta genç nüfus neredeyse kalmamış. Emekli aylığıyla geçinmeye çalışan bir halk var. Ama piyasaya bir bakıyorsunuz ki, turistik beldelerde bile olmayan bir pahalılık… Yanıbaşımızdaki Ardahan’la bile kıyaslanamayacak derecede bir pahalılık söz konusu. Gerek sebze-meyvede olsun, gerek giysi vb. şeylerde olsun, gerek diğer tüketim malzemelerinde olsun müthiş bir pahalılık söz konusu. Kimse bunun nedenini sormuyor. Hiçbir gerekçe bu pahalılığın gerekçesi olamaz. İmkanı olanların alış-veriş için ilçe dışına gittiğini görüyoruz. Bu da sonuçta ekonomik kaynağın dışarıya kayması demek.
 
M.M.: Bir tek ev kiraları ucuz. Onun dışında her şey ikiye, üçe katlanmış durumda.
 
D.D.: Ev kiralarındaki ucuzluğu da diğer tüketim ürünlerindeki pahalılık alıyor götürüyor.
Yollarımız tam bir rezalet Sevgili Hocam.
Böyle bir şey olamaz. Bu ilçenin yollarının yapılması için 20-30 yıl bekledik. Dere yolu dediğimiz yol yapıldı. Hoş o da güzel bir yol değildi ama, ona şükreder olmuştuk. Ne var ki, barajlar nedeniyle 10 yıldan çoktur Şavşat insanı çile çekiyor. Etti mi size kırk yıl. Eeeee, bir 10 yıl da bu gidişle yapılmayacak alın size elli yıl. Peki şimdi size soruyorum: Bir insanın ömrü zaten kaç yıldır? Bizim kuşağımızın suçu günahı neydi ki, bir kuşak ömrünü yolsuz geçirmiş olsun?
Böyle bir şey olabilir mi Sayın Hocam?
Bir firma yol inşaatının ihalesini aldığında önce bu insanların rahatça ulaşımını sağlayacağı bir servis yolu yapması gerekmez mi? Ne demek saatlerce yolun kapanması. Ne demek keyfi olarak bazı araçların geçirilmesi, bazılarının bekletilmesi!..
Hasta olan oluyor.
Uçağa yetişmek durumunda olan oluyor.
İşi icabı zamanla yarışan insanlar oluyor.
Ama saatlerce yol kapalı.
Böyle bir rezalet nasıl olur?
Buradan tüm yetkililere sesleniyorum: Bizim suçumuz nedir kardeşim, ne suç işledik ki bizi yıllardır yollarda bekletiyorsunuz? Belli ki, daha yapılacak barajları da düşünürsek bizim ömrümüz yollarda beklemekle geçecek.
Olmaz. Olamaz. Bu halkın da bir dayanma gücü ve sabrı var. Yeter artık.
İki tane şirket para kazanacak diye biz neden bu kadar çile çekelim.
Herkes şapkasını önüne koyup düşünsün.
Şu Varyant yoluna bir bakın. Bu yol ne kadar yanlış bir seçim. Ne kadar kötü bir yol.
Önce bir yol yap, sonra düzeltmeye çalış. Yazık değil mi bu milletin parasına.
 
M.T.: Sayın Doğan ben işte bunları duymak istiyorum. Sizlerin ağzınızdan bunları yetkililere duyurmak istiyorum. Demek ki çok doğru bir iş yapıyoruz. İlimize yeni gelen Sayın VALİ BEY’in, ilçemize yeni gelecek olan KAYMAKAMIMIZIN bu feryadı duymasını ümit ediyorum.
 
D.D.: Hocam sayfanızda bunları mutlaka görmek istiyorum. Şu Soğuksu dediğimiz istikamette dört beş tane öyle ölüm virajı var ki, ben onlara ölüm noktaları diyorum. Her yıl birkaç kişi aynı noktalarda yaşamını yitiriyor. Bir hayli maddi hasarlı kaza oluyor. Yani o virajların düzeltilmesi çok mu zor bir iş? Bu yollarla ilgili sıkıntılarımızı defalarca yetkililere ilettik. Hatta bir toplantıda siz de vardınız. Bu olayı Karayolları Bölge Müdürü Sayın Zeynel Abidin Bey’e bizzat ilettik.
Çok mu masraflı bir iş? Daha kaç insanımızın ölmesi bekleniyor? Bu virajların birçoğunda bariyer dahi yok. Ardahan istikametinde yine aynı. Ben aynı zamanda taşıyıcılar kooperatifi başkanlığı yapıyorum. Bu yollarda kooperatifimiz üyesi bulunan kamyoncu arkadaşlarımızın kötü yol koşullarından dolayı aldıkları paralar lastik parası olarak tekrar ellerinden çıkıyor. Adam bu yolda bin lira alıyor. Bir lastik de bin lira. Ne yapsın bu arkadaş? Bunları mutlaka yazın Hocam.
 
M.T.: Mutlaka göreceksiniz Davut Bey. Bizim amacımız zaten bu.
 
D.D.: Çevre yolumuz yok. Burası uluslararası karayolunun geçtiği bir güzergâh. Yüklü tırların, ağır tonajlı araçların bu ilçeden geçmelerinin hem şehir içi yollarının çok çabuk bozulmasına, hem de insan hayatı açısından birçok tehlikeye açık olduğunu görüyoruz. Bunu defalarca dile getirdik, dile getiriyoruz. Ama nedense bir türlü çevre yolu inşaatına başlanmadı. Bu yolun bir an önce yapılmasını yetkililerden bekliyoruz.
 
Hocam yol demişken bir noktanın altını çizmek istiyorum. Bu cümlelerimi yazınızda da görmek istiyorum: Bu gün bir cenaze için Çoraklı köyüne gittim. Cevizli istikametine giden yol bir rezalet. Buraya yol demek için bin şahit gerek. Kardeşim küçük bir eşya alıyorsunuz bunun bir garantisi var mı diye soruyorsunuz da, milyonlarca lira ile ihale ettiğiniz firmaya “Bu yaptığın yolun garantisi ne kadar?” diye niye kimse sormuyor. Neden sonbaharda teslim aldığınız yol ilkbahar gelmeden darmadağın oluyor? Yazık değil mi bu paralara?
 
M.T.: Şu yüksek okul konusunda sizin görüşünüz nedir?
 
D.D.: Hocam, yüksek okul bu ilçe için çok önemli bir zorunluluktur. Bunu sadece bir ekonomik kaynak olarak da görmemek gerekir. Bu ilçede eğitimli iki yüz, üç yüz gencin olması, bu gençlerin ailelerin, arkadaşlarının gelmesi-gitmesi burada farklı bir sosyal ortam da yaratacaktır. Üniversite ortamının, üniversite gençliğinin birçok sosyal aktivitesi olacaktır. Bu noktadan da olaya bakmak lazım.
 
Bu konu ile ilgili bundan üç yıl önce daha kararlı, daha istekli bir kamuoyu vardı. Kaymakam Serdar Bey zamanında bir dernek kuruldu. Her şey güzel gidiyordu. Çok da ümitlendik. Ne var ki o hava bazı yanlışlıklar sonucu çok çabuk sona erdi.
 
M.T.: Ne gibi yanlışlık yapıldı?
 
D.D.: Bir kere bu olaya siyasi bakmamak lazımdı. Derneğin başında bulunan arkadaşlara karşı diğer kesimler, “Bak işte yüksek okul yapılırsa bunu belediye başkanı yaptırmış gibi düşünülür” diye destek verilmedi.
Bu arada başkanın da bir yanlışı oldu. Çok güzel bir toplantı yapılmıştı. Çok müsait hava vardı. Başkan orada hemen eline kâğıt kalem alıp, “şu işadamından şu kadar, şu esnaf arkadaşımızdan bu kadar, benden de şu kadar” diye hemen bir kaynak oluşturma işine girseydi inanın okulun yapılması için belki de önemli bir parasal kaynak sağlanmış olacaktı. Ama başkan o gün o girişimi yapamadı.
 
M.T.: Yine de vazgeçmemek gerekir. Eğer dernek yönetimine karşı siyasi kaygılarla yaklaşan olursa bunu aşmak çok da zor değil. Daha tarafsız kişiler eliyle bu yürütülebilir.
 
D.D.: Ama yeniden bir kamuoyu oluşturmak zorundayız.
 
M.T.: Biraz da turizm konusundan bahsedelim mi? İlçemiz hem tarihi yerleriyle, hem çok bakir, çok temiz ve güzel doğasıyla bir turizm beldesi olması gerekmez mi?
 
D.D.: Kesinlikle öyle. Bakın ben Ayder Yaylası’na ve o yöreye yakın yaylalara birçok defa gittim. Çok harika konaklama yerleri, balıkçılık tesisleri ve herkesin ilgisini çeken bir kaplıcası var.
Peki şimdi ben bu yetkililere soruyorum: Sayın Hasan Temiz’e ve iktidarda bulunan AKP yetkililerine soruyorum. Bizim Çermik köyündeki kaplıcamız ne güne duruyor? Hem Hasan Bey’in köyünde. Burada bir sondaj yapılsa belki de kaplıca suyunun miktarı da artırılabilir. Bizim doğamız belki oradan da daha güzel. Ama bizim kaplıcamızın yanına pislikten gidemezsiniz.
Göllerimiz var. Her biri görülmeye değer.
Bu göllerde yanlış avlanma sonucu balık kalmamış. Bu konuda ilgililer ne yapıyor? Buraları çok acil turizme kazandırılmalı?
 
Ben, “Doğal Hayatı Koruma Derneği” çalışmalarımızda bu göllerin bazılarına balık attım. Şimdi bu göllerde balıklar kocaman olmuşlar. Doğa ilgi bekliyor.
 
M.T.: Biz ancak doğayı kirletmeye yönelik projelere yer veriyoruz.
 
D.D.: Sanırım HES’ler konusuna vurgu yapıyorsunuz. Hocam HES’ler tam bir bela. Yalnız benim bu konuda en büyük şikayetim bu HES’lere ÇED olumlu raporu veren devlet görevlilerine yöneliktir. Bu müdürler, bu mühendisler bizim insanımız değil mi? Yoksa bunlar başka milletlerden mi? Bunlar başka dinlerden mi? bu katliama nasıl ÇED raporu verebilirler? Anlamak mümkün değil! Yalnız bunlarla mücadelede halkın her kesiminin desteğini almak lazım. Çünkü bu doğa hepimizin. Korumak da hepimizin görevi olmalı. Bu konuya siyaset girmemeli.
 
M.T.: Biraz da hayvancılıkla ilgili görüşünüzü sorayım.
 
(Davut Doğan gülüyor bu soruma)
 
D.D.: Hocam bundan 25-30 yıl önce köyümüzde binden fazla koyun vardı. şimdi bir tane yok. 500 başa yakın büyükbaş hayvan vardı. şimdi onda biri yok. Hayvancılığın neresini konuşalım. İthal Angus getiriyoruz. Kurban bulamıyoruz. Nesini konuşalım.
Bu bölgede en iyi yapılacak iş hayvancılıktır. Devlet bu konuda teşvik de yapıyor. Ama bir kere baştan uygulanan yanlış politikalar hayvancılığı bitirdi.
 
Ama ne olursa olsun küçük çiftlikler halinde de olsa bunların sayılarını çoğaltarak yeniden hayvancılığı burada alternatif haline getirmek gerek.
 
M.T.: Bir de ilçemiz açısından çok amaçlı bir salon eksikliği var bununla ilgili düşüncenizi alayım.
D.D.: Ben sporculuktan gelme bir insanım. Gerçekten bu ilçede bir spor kompleksinin olmaması bir eksikliktir. Bu ilçe tarihinde önemli mili sporcular, güreşçiler yetiştirmiş bir ilçedir. Ama bir salon yok. Benim çocuklarım da sporcudurlar ne yazık ki sportif aktivitelerini başka illerde yapmak zorunda kalıyorlar. Bir Mahmut pehlivanın, bir İbrahim Kumaş’ın, bir Polat Aydın’ın ilçesinde neden bir güreş okulu olmasın.
Ama ben spor salonu yerini yanlış görüyorum. Bu salon eski Pazar yerinin olduğu yerde derenin yatağı biraz değiştirilerek orada yapılabilirdi diye düşünüyorum.
 
M.T.: Bu salonu sadece bir spor amaçlı da düşünmemek lazım. Tiyatro, konferans, panel, müzik vb. etkinliklerin de yapılacağı bir mekan olarak görmek lazım.
 
D.D.: Evet. Doğru düzgün bir toplantı salonumuz yok.
 
M.T.: Sayın Davut Doğan, sorunlar çok. Güzel bir sohbet oldu. Sizin başka bir diyeceğiniz var mı?
 
D.D.: Sevgili Hocam, bu ilçe hepimizin. Bu ilçenin gelişmesi, daha güzel bir Şavşat için hep birlikte el ele, gönül gönüle olmalıyız. İktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütleriyle el ele gerekirse duyarsız olanları uyararak bu ilçeye hizmet gelmesinin yollarını arayacağız.
 
Size teşekkür ediyorum. Sorunları gündeme taşıyorsunuz.
 
M.T.: Ben teşekkür ederim. Çok değerli zamanınızı ayırdınız. Bilgi ve görüşlerinizi bizimle paylaştınız. Sağolun.

Bu haber 3690 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com