05.06.2020

 HES projeleri maalesef vadilere, ekosisteme, ormanlara, derelere, yaban yaşamına ve yöre halkına büyük zararlar veriyor. Bundan dolayı yetkililer yüzlerce Hidro Elektrik Santrallerini iptal ettiklerini açıklamış, Artvin´de de 105 HES projesinin iptal edildiğini dönemin milletvekili İsrafil Kışla tarafından müjdelenmişti.

Bunun üzerine yerel basın olarak haber yapmış, iptal edilen HES´lerin isimleri ve nerede olduklarına dair sorular sorduk ancak buna cevap alamamıştık.
 
Türkiye´nin, Artvin´in, Karadeniz´in neresinde deresi varsa orada mutlaka bu projeler var! Yapılabilecek, ya da yapılmaması gereken yerler tasnifi hiç bir zaman yapılmamış! Bu projelerin içinde sadece abartılmış rakamlarla enerji üretimi yalanı ve enerjiyi alım garantisi gerçeği var. Artı, HES´lerin HES şirketleri tarafından alınıp satılabileceği, kolayca el değiştirebileceği ve ‘Su Kullanım Hakkının’ şirketlerde olması ise ayrı bir sorun.
 
DEMİRDÖVEN- YAYLALAR KÖYLERİNİN CENNET
HAVZASI CEHENNEM HES´LERİN TEHDİDİ ALTINDA
2019 yazında daha önce Demirdöven halkı tarafından açılan ve zaman aşımından dolayı reddedilen dava da köylüler tarafından Anayasa Mahkemesine taşınırken, AYM davanın tekrar görülmesine karar verdi. Bundan tam 1 yıl önce 28 Haziran 2019’da bölgede yapılan bilirkişi keşfinde köylülerin aleyhine verilen rapora hukukçular,
“Önceki mahkeme de bilirkişi raporu ile çeliştiği” için avukat itiraz ettiler. Rize İdare Mahkemesi bu itirazı da reddederken dava Danıştay’a taşındı. Bu arada Yusufeli Orman Müdürlüğü’ne HES şantiyesi, beton santrali vs. gibi işletmeler için başvuran şirkete Bakanlıktan iki tesis için ‘olur’ geldi.
Şirket bu ‘olur’un ardından Milli Emlak’a ait bir arazinin kiralanması için müracaat ederken ihaleye köylüler de girip kazandı. Hazine arazilerini köylülerin müdahalesi nedeniyle kiralayamayan şirket şantiye kurma alanı olarak özel şahıslardan arazi kiralama yoluna gitti Artvin –Yusufeli/ Demirdöven köyü sınırları içinde yapılması planlanan “Damla HES’e karşı çıkan köylüler ve Köy Muhtarı Hafız Aslan Peker, bu HES’in hemen durdurulmasını ve mahkemenin vereceği kararın beklenmesini istedi.
 
CORONAVİRÜS FIRSAT BİLİNDİ!
Coronavirüs Covıt-19 ile mücadele kapsamında insanlar olağanüstü gayret gösterip kurallara uyarken HES şirketi coronavirüsü, kuralları hiçe sayarak bu süreci adeta fırsat bildi ve köyün yakınında bulunan bir araziye malzemelerini boşalttı. Bir şahsın 500 metrekarelik arazisini kiralayan şirket orada bulunan milli emlak ve başka bir özel şahsa ait araziyi de izinsiz işgal etti. Bunun üzerine köylüler ve Muhtar Peker söz konusu alana gelerek çalışmanın durdurulmasını istedi. Bunun üzerine alana Jandarma geldi.
Köy muhtarı Hafız Aslan Peker yaptığı açıklamada;” Maalesef köyümüzü, vadimizi, deremizi tahrip ediyorlar. Devlet büyüklerimizden özellikle rica ediyorum. Bizim sesimizi duysunlar. Biz burada mağdur oluyoruz. Buraları bozulacak, doğamız bozulacak. Sularımız elimizden alınıyor. Biz diyoruz ki, Yusufeliler olarak zaten yeterince verebileceğimiz her şeyimizi verdik. Bari buraları bize bırakın. İnsanlar rahat otursun. Bizim gidecek başka bir yerimiz yok. Devlet büyüklerimizden ricamız, temennimiz budur. Köylüler buralara geliyor, iniyor.
Biz Yusufeliler kavga gürültüyü sevmiyoruz. Bu makinelerine bir zarar gelsin istemiyoruz. Ama bu şekilde üzerimize üzerimize geldikleri zaman haliyle burada tartışmalar yaşanacak. Gençleri durduramayacağız. Bu köyün kadınları bile 80, 90 yaşında ninelerimiz buraya inecekler burada nöbet tutacaklar. Hayvanlarıyla burada oturacaklar. İş buraya kadar gitmesin istiyorum. Bu dağımız böyle güzel bakir kalsın. Barış içinde, huzur içinde, sükunet içinde yaşamak istiyoruz.
Zaten buradan aşağıda yapılacak olan yapılmış. Doğa çok büyük zarar görmüş. Yusufeli yılladır toz içinde!. Artvin’in ülkemize enerji anlamında ülkemize zaten katkısı var. Muratlı Barajı’ndan bu tarafa Borçka Barajı, Deriner Barajı, Artvin Barajı, Yusufeli Barajı, yeter, ben böyle düşünüyorum, halkımızda aynı düşüncededir. Bu süreçte sesimizi duyan ilgilenen Milletvekillerimiz Sayın Erkan Balta’ya, Sayın Uğur Bayraktutan’a, Başdanışmanımız Sayın İsrafil Kışla’ya teşekkür ediyorum. Bize destek olsunlar ricam budur.
Bütün dostlarımızı, insanlarımızı buraya davet ediyorum. Gelsinler bu güzel havayı teneffüs etsinler, suyumuzu içsinler ekmeğimizi bölüşelim. Burada çalışan şirket elemanları, şirket sahipleri de gelsin. Ama misafir olarak. HES’çi olarak gelmesinler, gerçekten rahatsız oluyoruz. Bu HES’e karşıyız. Daha önce yapılan HES’leri görüyoruz. Onun için burada bu iş yapılırsa biz köyümüzde muhacir oluruz.
Şirket burada 500 metrekarelik bir araziyi kiralamış, ama 7 dönüme çökmüş. Benim davalı arazilerime girmiş. Dere buradan akıyordu. Yarısı öteden yarisi beriden, gördüğünüz gibi burayı bu hale getirmiş. Burada ağaçlar vardı. Onları yok etti, tahrip etti. Biz bir dal kessek sıkıntı yaşarız. Buna kimse ses çıkarmayacak mı?
Burası doğa olarak dünyanın en güzel yerlerinden birisi. Alternatif turizm için çok güzel bir yer. Burada bu HES yapılırsa inanın kimse gelmez. Bunun birçok örneği var.
Sayın Cumhurbaşkanımız duysun Allah aşkına… Biz, Demirdöven halkı olarak kuruluşundan beri hep AK Parti’ye oy verdik.
Ben biliyorum ki bize görülen reva bu değildir. Biz devletimizi seviyoruz. Bunun için çok şey feda ettik. Boynumuz kıldan ince. Karşılığında hiçbir şey söylemedik. Ama ilk kez biz de bir şey istiyoruz. Yaşam alanlarımızı, köyümüzü, ormanlarımızı, suyumuzu, bizi rahat bırakın. Sayın büyüklerimizden başka hiçbir şey istemiyoruz.” dedi.
Yapılan görüşmelerin ardından köylüler şantiye alanını terk ederken, şirket de çalışmasına ara verdi. Köy sakinleri ise dava devam ederken şirketin çalışmaması gerektiğini, durdurma kararı çıkması durumunda doğaya verilen zararın telafi edilemeyeceğini savundu.
 
Yaylalar köyünde yıllardır arıcılık yapan 72 yaşındaki Tahir Kantar da kendi arılığının önünde yaptığı açıklamada kesinlikle HES istemediğini, bu doğanın kaynağının bu dere ve bitki örtüsü olduğunu söyledi, Kantar;
“Benim adım Tahir Kantar. 72 yaşındayım. Yaylalar köyündenim. Yaklaşık 55 yıldır ben arıcılıkla uğraşmaktayım. Yaylalar köyünün balı hiçbir yerde olmaz. Bu iddiayı başkaları yaparsa da gerçek benim dediğimdir. Buranın balı çok değerli ve çok iyidir. Bu bal dünya çapındadır.
Ben İstanbul’a çok özel bir dostumuza bal gönderdim. Aynen şöyle dedi. Sizin bal anzerden de çok üstün”dedi. Bizde böylesine değerli bir balımız varken. Bu derelere bu HES’çileri gönderdikten sonra bu balı, bu arıyı, bu doğayı, bu balığı, bu dereyi kuruttuktan sonra, bizi burada tutsalar ne olur, tutmasalar ne olur? Ha şunu da söyleyeyim, Devletimizden şikâyetçi değiliz. Devletimiz bizim için çalışıyor.
Fakat Ben Yusufeli’ merkezde 15 dönüm arazimi verdim. 3 kardeşe verdiler 150 bin lira para, Biz onunla ne yapacağız. Ama o arazi ile anam geçindi, babam geçindi, biz geçindik, çocuklar, torunlar geçindik. Benim 5 çocuğum 30 torunum var. Devletimizden ricamızdır. Bu HES’leri buradan alıp götürsünler.
Bakın, Yusufeli’ni komple verdik. Borçka’yı verdik. Narlığı verdik, Artvin’i, Zeytinliği, Orcuğu verdik, Peterek’i, Çevreliyi verdik, Humğali, Niğali verdik, Verdik, verdik, verdik, İspir’e kadar olan tüm vadiyi verdik. Devletimiz kalkınacak, tamam buna hiç kimse bir şey demiyor zaten. Ama babam burayı da bize bırakın da geçimimizi yapalım.
Bakın bu doğaya, havaya, ormana, suya bakın. Burada çok pansiyon var. Doğayı seven turistler geliyor ve burada kalıyorlar. Böyle bir yeri nerede bulursunuz? Ben rica ediyorum, yalvarıyorum. yetkililerden bu halkın, bu güzel doğanın, arıların, balıkların sesini duyun ve bizi mahvedecek HES’ten vazgeçin.”dedi.
Gerek Yaylalar Köyü sakinleri, gerek Demiredöven Köyü halkı, gerek Barhal halkı ve havzada bulunan yöre sakinleri bu havzanın kesinlikle HES´lerden uzak tutulmasını, bu bölgenin, dünyanın en önemli doğa turizm alanı olarak ilan edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

Bu haber 4328 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 1 )
Gümüş Dere
"Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar" denilen dere işte o Yusufeli Yaylalar' dan Barhal' dan akıp gelen deredir bence. O dereye de HES yapılırsa Artvin' de el değmemiş son doğa parçası da tarumar olmuş olacak. Ama bir taraftan da oraya da HES yapılmasını destekliyorum çünkü Borçka derelerine, Alabalık vadisine ve daha birçok yere hes yapılırken madenler açılırken eleştirenleri, tepki gösterenleri, "devletin ihtiyacı var, ekonomiye katkı sağlayacak, istihdam olacak" diyerek eleştirenlerin de deresinin kurumasının sırası geldi. Oysa bu hesler planlanırken hangi dereye niçin hes yapıldığı, hangi dereye niçin hes yapılmadığını kimse oturup düşünmüyordu. Karadeniz bölgesindeki muhtemelen en rantabl dere olan Fırtına Deresine neden hala Hes yapılmadığını kimse hesaba katmadı. Şimdi ise bunca kurumuş derelerin, susuz kalmış insanların olduğu bir ortamda bence, eşitlik ve adalet uğruna, hes yapılmamış dere kalmamalıdır.
 Eko08 -- 08.06.2020 09:35
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com