17.05.2020
“ÇARE SORUNLARIN İÇİNDE SAKLIDIR!” Bazı insanlar vardır, diplomalı cahillerdir. Bunlar prof. olabilir ama cahillikten kurtulamazlar. Günümüzde çok diplomalı, ne konuştuğunu bilmeyen, kendisini bilime, topluma değil, birilerine veya çıkarlarına, menfaatlere amade etmiş bu unvanın altında ezilen, cahil halkın ferasetine güvenen, ya da 12-17 yaş arasındaki çocuklara en süper kadınlık dönemi diyebilecek kadar sapkın, alçak, pedofili aslında hak ederek almadığı(!) sözde akademisyenler var.

 Hani bu kadar büyük cehalet ancak okuyarak yaratılabilir” derler. Bir de unvanını hak ederek görev yapan akademisyenler, profesörler, eğitimciler var. Onların sayesinde ayakta olduğumuzu da bilmemiz gerekir.

Bir de bunun tam tersi sözler de var. Diploma vermeyen ve süresi de olmayan Hayat Üniversitesinde yaşamları boyunca sürekli öğrenen, yaşamıyla, sözleriyle öğreten, örnek insanlar da var. Bu insanların özelliği sözden çok uygulama ve çalışmalarıyla toplumda dikkat çeker. Onlar daha çok alınterleriyle, emekleriyle, ürettikleriyle konuşur. Çok söze gerek bırakmazlar! “Ainesi iştir kişinin.” Lafı da zaten onlar için söylenmiştir.
DSP’nin iktidar olduğu dönemde il başkanlığı yaptı. Artvin’e hizmet edebilmek için olağanüstü çabalar gösterdi. Merhum Bülent Ecevit’le, DSP ile başladığı siyaset yaşamına DSP’de Ecevit’in vefat etmesinin ardından son verdi. Hiçbir partiye gitmedi. Karaoğlan merhum Bülent Ecevit’in “Toprak İşleyenin, Su Kullananın”sözü üretmeye yönelik bir söz olup, Meşhur Köy-Kent Projesi’nin de anahtar cümlesiydi. Esnaflık yaptığı dönemde de sahibi olduğu kasap dükkanının adı “KÖYKENT KASABI” idi.
Enis Güneri, üretmeye, çalışmaya ve örnek olmaya devam ediyor. Bu arada hiç aksatmadığı kitap okuma alışkanlığını da sürdürmekte. Artvin, Ardanuç, Şavşat, Ardahan, Kars yolu üstünde Varyant’ta Harhan’da (Altınsu Tesisleri) işletmecilik ve hayvancılık yapmaktadır.
Aktif siyasi yaşamında sürekli tarım ve hayvancılığa özellikle dikkat çekiyor, ülkelerin buna bağlı olarak kalkınabileceğini ya da batabileceğini sık sık dile getirir, radyodan, gazetelerden konuyla ilgili açıklama yapardı.
2019 yılının son ayında Aralık´ın son çeyreğinde Çin/Wuhan’da çıkan Corona Virüs, Covıt-19 ile ilgili açıklamalarda bulunan Güneri önemli konulara değindi. Gazeteci Sami Özçelik’e konuşan Üreten, okuyan, anlayan ve anlatan adam Enis Güneri bakın neler söylemiş;
 
DÜNYA BUGÜNE KADAR GÖRDÜĞÜ KRİZLERİN TOPLAMINDAN DAHA BÜYÜĞÜNÜ CORONA
VİRÜSÜ İLE GÖRDÜ VE YAŞADI!..
 
“Günümüzde bütün dünya büyük çok büyük bir sıkıntının içine düştü. Bunu şöyle açıklayayım. 1929 Dünya Ekonomik krizi, 1997 Asya Ekonomik Krizi, 1998 Rusya krizi, 1999 Arjantin krizi, 2007 Britanya Ekonomik Krizi, ABD Kredi ve Tasarruf Mevduatı Krizi (1986-1989), 1. İsveç Ekonomik Krizi (1990-1994) Türkiye’nin yaşadığı 1995 ve 2001 krizi.. Bunların hepsini toplasanız koronavirüs nedeniyle dünyanın yaşadığı krizin %1’i bile olamaz. O denli bir kriz bizi bekliyor.
Tabii krizin büyüklüğü ister istemez bütün devletleri endişelendirmektedir. İnsan normal, aklı başındayken, sakin iken bulduğu çareyi telaşa kapıldığında bulamaz. Ama ben yine de şuna inanıyorum ki; “ÇARE SORUNLARIN İÇİNDE SAKLIDIR!” Bu sorunların içinde saklı olan çare, nasıl ki arabanın her yıl muayenesini yaptırıyorsun, bundan sonra TC kimliğine en az bir kez muayenesini yapmayan bir yurttaşın dışarı çıkamaması, işlem yapamaması yani trafik kurallarının işletilmesi misali, devlet sağlık sisteminde insanlara bu tür uygulamaya geçilmeli.
 
MÜCADELEDE BAŞARILI OLMAK İSTENİYORSA
EN ÖNEMLİ KONU KORUYUCU TEDBİRLERDİR!
 
Yani tedaviden önce hastalığa karşı önleyici tedbirler uygulanmalı, koruyucu önlemler hayata geçirilmeli. İnsan sağlıklı iken sağlığı bozulana kadar bünyeyi bağışıklık sistemini canlı tutmak... Bunun adına siz ne derseniz deyin. Ama benim bundan 20 yıl önceki bazı konuşmalarımda sanki tesadüfen bugünleri bilircesine bir şey söylemiştim. Demiştim ki; insanlığın başında en büyük bela ne depremler, ne savaşlar, ne de terördür. En büyük bela insanoğlunun monotonlaşmasıdır. Yani hantallaşmasıdır. Yani fiziksel ve zihinsel egzersiz yapmamış olmasıdır. Yani tembelleşmesidir. İnsanların nasıl her organı hareket ettirilmesi gerekiyorsa, zekânın da buna çok ihtiyacı vardır ve egzersiz yaptırılmalıdır.
 
GÜNÜMÜZDE BİLİM TEKNOLOJİSİ ZEKAYI KÖR EDİYOR!
 
Günümüzdeki bilim teknolojisi bana göre zekâyı geliştirmiyor, tam tersine körleştiriyor. Örnek vermem gerekirse; Ben hala matematiği kalem ile ya da ezberden yaparım. Ama artık en zekimiz bile OTDÜ’de de olsa, Hacettepe’de, İTÜ’de de olsa oralardan mezun da olsalar telefon üzerinden, bilgisayar yardımıyla ancak yapabilmekteler! Böyle yaptığı sürece de zekâya egzersiz yaptıramıyor. Yani anlatmak istediğim, düşünme, yorum yapma ve bunları hayata geçirme noktasında çok zayıflar!. Çünkü bu eğitim sistemi düşünmeyi değil, düşünmemeyi, öğrenmeyi değil öğrenmemeyi, sadece kendisine verileni ister. Ezberci, sisteme hizmet eden bireyler yetiştiriyor!.
DÜNYAYI DOYMAK BİLMEYEN İHTİRASLA
YİYEN KAPİTALİZM BİR GÜN AÇ KALACAK!
 
“Özellikle Köy Enstitülerinin kapatılmasının ardından süregelen eğitim sistemi tam da bunu öngörüyordu. Zeki görünümlü, aptal bir toplum yaratılmaya başlandı. Kaz adımlı, taş yürekli, boş kafalı, düşünmeyen, üniformalı, sormayan, sorgulamayan, emredersiniz, peki efendimci bir nesil bütün dünya tarafından isteniyordu!. Yani bu da ana adı “KAPİTALİZM” olan vahşi kapitalizm bir gün aç kalacaktı. Ve kendisini yiyecekti. Bugün kapitalizm galiba kendisini yiyor!
 
KORONAVİRÜSÜ KONUŞAN ALAKASIZLAR
AYRIŞMAYI ÖTEKİLEŞMEYİ KÖRÜKLÜYOR!
 
Koronavirüs üzerine konuşmaması gereken o kadar çok kişi konuştu ki ben tek kelime etmek istemiyorum. Ama mutlaka da bir şey demem gerekiyor. Düşünün ki bu konunun uzmanlarını susturuyorlar. Adına gazeteci, köşe yazarı bilmem ne denilen paralı, şımarık, boş kafalı kişiler inanın midemi bulandırıyor! Türkiye’ye ayrışmayı, da nefreti de, ötekileştirmeyi de, bilumum kötülüğü de bu TV kanallarında hiçbir vasfı, özelliği olmayan kişiler getiriyor! Özetle konuşması gerekenler susturuluyor, alakasız, beş para etmezler ise konuşturulmakta!..
 
DOĞA SINIRLARINI ZORLAYAN İNSANLAR,
MUSİBETLERİN YARATICISI OLURLAR!
İnsanlar, diğer canlılar gibi doğal bir yaratıktır. Her doğal canlının doğal yaşama mecburiyeti vardır. Siz bu sınırları zorlarsanız başınıza her türlü musibet yağar! İnsanoğlu bu doğal sınırları zorladı. Zaten kendi neslini yok etme noktasında koşar adım ilerliyor! Önüne virüsün çıkması son derece normal... Bana göre bu aynı zamanda bir şanstır!. Erken uyarıdır bu! İnsanoğluna ihtardır!
 
YILDA 2 TRİLYON DOLAR SAVAŞ
EKONOMİSİNE PARA HARCANIYOR?
 
Silah, savaş, sömürü için yapılan masraflar, projeler, eğer bilim, insanlık, tarım, hayvancılık, kültür, sanat için yapılmış olsa bugün dünya cennet olurdu. Her yerde barış, kardeşlik hüküm sürerdi. Bugün dünya silah sektörüne yılda 2 trilyon dolar harcıyor. Bakın rakamı bilerek söylüyorum 2 Trilyon dolar!. Oysa yılda -300 milyar dolar ile dünyada açlığı bitirebilirsiniz. Tarım ve hayvancılık geliştirilebilir.
Dünyayı cehenneme çevirenler işte buradan beslenen emperyalist ülkelerdir. Bu ülkeler dünyanın her yerinde yer altı ve yerüstü kaynaklara hücum ederek bu şekilde ele geçirmektedir. Bu koronavirüs mevzusu da birçok soru işaretlerini içinde barındırmaktadır. Kapitalizm kendi kanında mı boğulacak? Bu virüsün etki alanı tahminlerimizin de ötesinde olacak. Bunun siyasi, ekonomik, kültürel, bireysel, toplumsal sonuçları gerçekten ağır olacaktır. (Devam edecek…)
 

Bu haber 797 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : Sami ÖZÇELİK

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com