26.08.2019
Dünya ve Türkiye gündeminin başında yer alan Emine Bulut cinayetine tepkiler çığ gibi artarak devam ediyor. Emine Bulut’un “Ölmek istemiyorum” çığlığı, sosyal medyada kadına cinayetlerine yönelik tepkiye dönüştü ve çok sayıda Twitter kullanıcısı, “Ölmek istemiyoruz” diye yazdı ve kadın cinayetlerinin durdurulmasını talep etti. #EmineBulut etiketi ise kısa sürede ilk sıralara yerleşti.

 

Sadece 2019 başından bu yana 221 kadın kadın öldürülürken, her geçen gün artan kadın cinayetleri ve cinayetlerin bu denli vahşileşmesine karşı kadın örgütleri de mücadele çağrısında bulundu.

 

"ÖLMEK İSTEMİYORUM, ÖLMEK İSTEMİYORUZ"
 
Artvin yerel basınına konuşan Av. Ayla Varan, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı koruma yasanın hedef gösterilmesinin ve kadın haklarının gasbedilmesinin kadın cinayetlerinin önünü açtığını vurgulayarak devletin sorumluluğuna işaret etti. Atatürk’ün kadınlara yönelik dünya çapındaki açılım ve hakların bir bir gasp edildiğini savunan Av. Ayla Varan, bunda kadınların kendi haklarına sahip çıkmamasının çok önemli etken olduğunu söyledi.
 
"İKTİDAR POLİTİKALARI CİNAYETLERE YOL AÇIYOR"
 
Atatürkçü Düşünce Derneği Artvin Şubesi Başkanı Avukat Ayla Varan, Emine Bulut cinayetinin artık klavye başından protesto etmenin çok ötesine geçmenin vaktinin çoktan geçtiğine vurgu yaparak, daha somut eylemlerin yapılması gerektiğini söyledi. Bir insan olarak, kadın olarak yaşanan bu korkunç olay karşısında şok yaşamaya devam ettiğini belirten Varan,
 
“Kadına Şiddet giderek vahşileşiyor. Bunun nedenleri de çok açık. Biz, kadın cinayetleri durdurulsun, şiddet uygulanmadan önce önlemler alınsın dedikçe kadınların haklarına yönelik saldırılar artıyor. Buna en son örnek de nafaka hakkına yapılan saldırı. Kadınların sorunları ne zaman gündeme gelse hak gasbına yönelik bir saldırıyla karşılaşıyoruz.
 
Bir taraftan sosyal medya tepkileri sürerken bir taraftan da telefonlarımız hiç susmuyor, kadınlar sürekli “Bir şeyler yapmamız lazım” diye arıyor. Ne yapmamız gerektiği de aslında çok açık; bu saldırılara karşı daha etkili bir şekilde mücadele etmemiz; daha fazla yan yana gelmemiz, örgütlenmemiz ve sözümüzü ortaklaştırmamız gerekiyor.
 
Kadınların sorunlarını, ülkeyi yönetenler, siyasi iktidar çözmüyor, çözmeyecek. Aksine var olan kazanılmış hakları da geri almak için kadınlara savaş açmış durumdalar. Kadın cinayetleri çeşitli bahanelerle meşrulaştırılmaya çalışıyor, sıradanlaştırılıyor. Bu durum karşısında da sadece sosyal medya aracılığıyla tepki göstermek yeterli olmuyor, bulunduğumuz her yerde yan yana gelmek zorundayız.
 
Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, kadınlarımıza asırlardır verilmeyen hakları medeni kanunla verdi. Seçme seçilme hakkını verdi. Kadının önce insan olduğunu, kadının bir milletin, bir toplumun, ailenin var olabilmesinin ana direği olduğuna vurgu yaptı hep. Kadın anadır, Anadolu gibi vatandır, yaşamdır, gelecektir, geçmiştir, her şeydir. Ne yazık ki Ortadoğu ülkelerinin kültürü giderek ülkemize yerleşmekte, bu da kadınlarımızı çok olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Son 18 yılda kadın cinayetleri % 1500 artmış durumda iken bile ülkeyi yönetenler büyük bir pişkinlik, umursamazlık ve rahatlık içindeler!. Oysa kriz boyutunda cinayetler serisi işleniyor!. Cinayet işleyen erkeğe kravat, takım elbise indirimi yapılırken, kadınlara giyiminden ötürü tahrik cezası verilmektedir. Böyle bir ülkede kadın cinayetleri kaçınılmazdır.
 
"DEVLET BÜTÜNCÜL POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRMEK ZORUNDA"
 
Emine Bulut’un son sözü “Ölmek istemiyorum”, yanındaki 10 yaşındaki kızının da “Anne ölme” sözü, sadece o iki insanın sözü değil. “Ölmek istemiyorum” sözü Türkiye’de kadınların yaşadığı bu gerçeğin en acı ifadesi. Kadınlar bıçak sırtında yaşıyor. Emine’nin o son sözü ülke olarak geldiğimiz noktayı adeta özetleyen, gösteren bir söz. Emine’ye ve o “son nefes” aralığında yaşayan tüm kadınlara da sözümüz olsun kadın cinayetlerini durdurmak için çalışacağım, çalışacağız..
 
Bizi, İstanbul Sözleşmesi korur, yaşatır, kadınların ayakta kalmasıyla kalamaması arasındaki çizgidir derken “İstanbul Sözleşmesi öldürür” diyerek onu hedef tahtasına oturtanlar da öldürülen tüm kadınların sorumluluğunu taşıyor. Kadınlar hayatta kalmakla ölüm arasında bir yerde dururken kimse kadınları koruyan yasaları tekil mağduriyetleri bahane ederek hedef haline getiremez. Yapılması gereken 6284 sayılı koruma kanunun uygulanması, İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasıdır. Devlet önleme, koruma, soruşturma, politikalar geliştirme görevlerini bütünlüklü olarak yerine getirmek zorunda. Ancak o zaman bu ülkede kadınlar bir nefes alabilir.
 
"ÇÖZÜM İDAM DEĞİL, KADINLARI KORUYAN YASALARIN UYGULANMASI"
 
Yaşanan bu şiddet ve cinayet eşitsizliğin bir sonucudur. Biz bu eşitsizliğe karşı mücadele ediyoruz. Şiddet uygulama bir hastalık ya da bir cinnet anı değildir. Kadın cinayetlerinin en yoğun yaşandığı durumlar ya boşanma aşamaları ya da boşanma sonrası oluyor. Şu sıralar saldırı altında olan İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı Yasa gibi kadınların mücadele ederek kazandığı çok önemli araçlar var. Kadınları koruyan, şiddetle mücadelede önemli böylesi araçlar varken; aile bütünlüğünü koruma adı altında kadınlar, onları güçsüzleştiren, ölümüne sebep olacak bir şiddet döngüsününü içine hapsediyor bu söylemler. Bütün bunlarla mücadele etmek gerekiyor. Ayrıca cinayet sonrası yine idam, hadım gibi söylemlerle karşı karşıyayız. Bu da savunduğumuz bir şey değil. Kadınlar olarak elde ettiğimiz araçlara sahip çıkacağız.”dedi.
 
BAKANA TEPKİ: SİZİN POLİTİKALARINIZ YÜZÜNDEN
 
Öte yandan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un, Emine Bulut cinayetine ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım eleştirilere neden oldu.
Selçuk’un “Kırıkkale’de bir annenin, evladının gözleri önünde öldürüldüğü vahşi bir cinayet ile derinden sarsıldık. Aynı acıların tekrar yaşanmaması için şiddete karşı sıfır tolerans anlayışıyla davaya müdahil olacağız. Bizlere emanet olan yavrumuzun her an yanındayız” paylaşımına tepki gösteren çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, bakanın ve bakanlığı üzerine düşeni yapmadığını, yasaları gerektiği gibi uygulamadığını dile getiren paylaşımlar yaptı. Paylaşımlarda, hükümetin kadınları korumayan, şiddet karşısında güçsüzleştiren politikalarına eleştiriler yapıldı. Kullanıcılar ayrıca, yetkililerin kadınlar öldükten sonra yaptığı mesajların işe yaramadığını vurgulayarak bakanı istifaya çağırdı.

Bu haber 471 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : SAMİ ÖZÇELİK

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com