20.06.2018
8 YIL ÖNCE HAYVANCILIKLA İLGİLİ NE DEMİŞLERDİ 8 YIL SONRA HAYVANCILIKTA GELDİĞİMİZ NOKTA En iyi kanaat önderleri işinde, mesleğinde uzman olan o işi yapan üreticiler ve esnaflardır. Türkiye hayvancılıkta maalesef dışa bağımlı hale geldi. Oysa bu konuyu bundan tam 8 yıl önce 08 Haber gazetesinde masaya yatırmıştık. O gün kimler neler söyledi? Bugün gelinen nokta ne? Söz uçar yazı kalır, Arşivler, yalan söylemez, mükemmel tanıklardır. İşte 8 yıl önce konuşulanlar ve yazılanlar;

 Türkiye´nin gündemine giren et fiyatlarındaki suni artış nedeniyle Hükümetin aldığı et ve canlı hayvan ithalat kararı, Artvin´de tepkiyle karşılandı.
Et ve Balık Kurumuna ithalat izni verilmesiyle birlikte tüm Türkiye’de olduğu gibi Artvin’de de hayvancılığın biteceği, tekelleşmenin önünün açılacağı, etten büyük besicilerin kazançlı çıkacağı görüşü savunuldu.
08 Haber gazetesi Artvin’de hayvancılık ve kasaplık yapan kişiler ile ayrıca Artvin ilinde kurulu bulunan Artvin İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Talip Işık’ın görüşlerine başvurdu.
İşte bu işle uğraşanların görüşleri;
DSP Artvin İl Başkanı Enis Güneri, kendisinin siyasi kimliğinin yanında hayvancılık ve kasapçılık yaptığını belirterek şu tespitlerde bulundu
“ AKP Hükümeti iktidara geldiğinde açıkladığı eylem planında hayvancığın sorunlarının 6 ay içerisinde çözeceğini söylemişti. Ben de o zaman yaptığım açıklamalarda ‘bari 9 ay söyleyin’ dedim. 9 aylık plan yapsaydılar bu süre zarfında dana doğardı. Bu AKP’nin hayvancılığına ne kadar şaşı baktığının göstergesidir. Bu sorunun çözülmesinde ne kadar samimiyetsiz olduğunun kanıtıdır.
Hükümet, hayvancılık sorunlarını çözeceğim derken aslında kendi yandaşlarının sorunlarını çözmüştür. Hayvancılıkta çözüm diye Anadolu’daki hayvan yetiştiricilerine ve vatandaşlara, şimdi sundukları et ve canlı hayvan ithali aslında Türkiye’de can çekişen hayvancılığa son ölüm vuruşu olacaktır.
Bundan sonra belli merkezlerde yerli ve yabancı holdingler üretim yapacak, kuzu sesine bile hasret kalan bugünün küçük hayvancılığı ile ilgilenenler ya maraba ya da çoban olacaktır. Sayın Hükümet üyeleri hayvan kaynaklarını bile bile, daha yaşına girmeyen dişi ve damızlık hayvanların kurbanda katledilmesine seyirci kalarak bu noktaya taşıdı. Bundan sonra görev Türk köylüsü ve çiftçisine kalmıştır. Eğer AKP gidene kadar dayanabilirsek ondan sonra hayvancılığı kurtarabiliriz.”
Artvin İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Talip Işık da geçtiğimiz yıl gazetemize yaptığı aç ıklamalarda hayvancılığın can çekiştiğine dikkat çekmiş ve hayvancılıkta yapılan yanlış uygulamalar nedeniyle isyan etmişti.
Birlik Başkanı Talip Işık, 08 Haber gazetesine yaptığı çarpıcı açıklamayla, Artvin’de hayvancılığın can çekiştiğini ve böyle giderse kurban zamanı kesilecek hayvan bulunamayacağını iddia etmiş ve geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamalarda şu görüşlerini kamuoyu ile paylaşmıştı. 
Artvin’e et nereden geliyor?
Artvin’e et Balıkesir, Bursa ve Diyarbakır’dan geliyor. Artvin’i besleyecek hayvan yetiştirilmiyor hep dışarı bağımlıyız. Eskiden hayvancılık yapılırken sahip olduğumuz küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkta hatırı sayılır rakamlardaydı. O zamanlarda meralarda, köylü bir biri için kavga eder meralar yakılırdı. Şimdi, o meralar terk edildi, hayvancılık yapan yok. Örnek verirsek Ardanuç Güleş köyünde 30 bin koyun varken şimdi ise 3 bine düştü, Bulanık’ta 20 bin koyun varken şimdi bin koyuna düştü. Ben soruyorum, yıllarca devlet yetkililerine uyguladıkları devlet politikasıyla hayvancılığı devlet eliyle yok ettiler.
Bu mu ülke menfaatlerini gözetmek? Bizi her konuda olduğu gibi dışarıya bağımlı kıldılar. Bu gidişle yakında Türkiye’ye ve Artvin’e İsrail’den et gelip satılırsa şaşmayın. Artvin’de üretilen et ve süt tamamen doğaldır. Bu kaynaklarımızı iyi korumalıyız. Halk bilinçlenmeli. Artvin’de birçok aile çocuklarını hayvancılık yaparak onun geliriyle il dışında okutarak doktor, öğretmen, mühendisler yetiştirdi. Ama şu anda köylünün satacak bir şeyi kalmadı. Yani eski evlatlarımız daha şanslıydı. Benim anam köyde yumurta satarak bizleri okuttu. Artık köy yerinde yumurtayı bakkaldan alıp yiyoruz. Bu durum köylü açısından düşündürücüdür. Bir kuş gribi çıkardılar. Hastalıklı, sağlam ayırt edilmeden devlet eliyle imha edildi. Şimdi köyde tavuğumuz bile yok. Büyük para babaları çiftlik sahiplerinin ekmeğine yağ sürdüler ve her konuda Artvin’i dışarı bağlı kıldılar. Arazilerimiz boş, insanımız boş. İlimiz, ilçeleri ve köyleriyle beraber göç kervanında. İnsan değerlerimiz kaybediyoruz. 
İlimizde işsizlik hat safhada. Bende sorgulamak istiyorum. Devlet yetkililerine Türkiye’mizi ve ilimizi nasıl kalkındıracağız. Yanlış politikalarla verimli toprağımızla, insan kaynağımızı üretime dönüştürücü politikalar uygulayın. Bu gidişle Artvin’in meşhur eti ve dönerini artık yiyemeyeceğiz. Mutfakta yangın var, halkımızın dikkatlerine sunuyorum. Siyasilere ve bürokratlara diyorum ki hayvancılığın geliştirilmesi için gerekli kaynakları doğu yere, emin ellere, işi bilene verin. Biz Artvin Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak bu işi en iyisini biz yaparız. Üyelerimizle canla başla çalışarak Artvin’de hayvancılığı istenen noktaya getiririz.
Birçok yanlış destekleme politikaları sonucu kaynaklar hayvancılık yapanlara değil de yapmayanlara verildi ve kaynaklar heba edildi. İstenen sonuç, verim alınamadı. Belli kuruluşlar gerçek çiftçiyi, üreticiyi desteklemeliler. Bizim ekonomik olarak kaybedecek bir kuruşumuz yok ve o lükse sahip değiliz. Eğer hayvancılıkta gerekli destek sağlanmazsa inanın ki Kurban Bayramı’nda kesilecek hayvanımız olmayacak. Kurbanlıklar Artvin’e dışarıdan gelecek. Artvin’de siyasiler seçim bildirilerinde mezbahana ve entegre tesisleri kuracaklarını vaat ediyorlar ama ne için? Üreteceğin hammadde et, ihtiyacını karşılayacağın kesim yapılacak yeterli hayvan yok ki o tesisleri kurasınız.”
Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Talip Işık şimdi yaptığı değerlendirmede ise şunları kaydetti:
“Et ithalatı çözüm değildir. Eğer ithalat yapılırsa üretici hepten batacaktır. Yabancı ülkelere bağımlı olacağız. Hayvancılık işiyle uğraşanlar bankalardan kredi çekti, ithalat yapılırsa bu işi bırakmak zorunda kalacaklar, kredileri kim ödeyecek?
Çözüm üreticiyi desteklemektir. Mevcut üretim yapan işletmeler bir şekilde desteklenmesi gerekir. Anaç inekler için cüzi bir destek var, o da yeterli değil. Hakedişler yapılmasına rağmen halen anaç sığır destekleme ödemeleri yapılmamıştır. Artvin’de daha önceleri 120 bin olan büyükbaş hayvan sayısı şu an itibariyle 50-60 bin cıvarındadır. Küçükbaş hayvan sayısı ise 40 civarındadır.”
Talip Işık açıklamasının sonunda şunları söyledi:” Üretici yemi alırken pahalı alıyor. Sütü ve eti para etmiyor. Sularımız satıldığı gibi hayvan kalmadığı zaman, bu kez meralarda satılacaktır. Suni gündem yaratılıyor. Kasaplar, eti 14–15 TL’den kesiyorlar. Marketlerde 40 TL’den satılıyor. Arada kimler kazanıyor bunu Hükümet kendi sorgulasın.”
İşadamı Yılmaz Köse: Bizim ana kaynağımız köylüdür, köydür.
Artvin’de yıllardır hayvan yetiştiren, aynı zamanda kasap ve market işleten işadamı Yılmaz Köse, et ithalatını şöyle değerlendirdi.
“Et ithalatı Türkiye’ye hiç de fayda sağlamaz. Et ve canlı hayvan ithalat kararı köylüyü zora sokacaktır. Daha önce de ithal hayvan girdi. Deli Dana hastalığı çıktı, köylü zora düştü. Tüketiciler o tarihte et yiyemez oldu. Deni Dana hastalığı şüphesi oldu, vatandaş yerken şüphe ile yaklaştı.
Uzun zamandır et fiyatları artmamıştı. Son bir yıldır aşırı artış gösterdi. Köylü, köyünden göç etti. Hayvan yetiştiricileri bu işten soğudu. Halbuki son bir yıldır, et fiyatlarındaki artışla birlikte yeniden hayvancılığa dönmüştü. Bu ithal etin gelmesi satıcı ve tüketiciye avantajlı, ama hayvan yetiştiren köylüye zararlı. Köylü bir hayvanı ortalama 3 yılda yetiştiriyor. Büyükbaş hayvanlarda ortaya çıkan Deli Dana hastalığı nedeniyle köylü bir darbe yemişti. Şimdi et ithalatı yapılırsa ikinci darbe yiyecektir. İthalat köylünün yeni umutlarını kıracak bitirme noktasına getirecektir. Bizim ana kaynağımız köydür ve köylüdür. Köylünün yetiştirdiği danası, ürettiği eti, sütü, yağı, yoğurdudur. Kendimizin olan kaynaklarımız aynen öz evlatlarımız gibidir. Öz evlatlarımız yok ediliyor.
Ne yapmalı?
Köylüden hak edenin elinden tutulmalı, hayvancılığa gönül verenlere destek sağlanmalıdır. Köylü milletin efendisi diyoruz. Ama ithalatla onları yok ediyoruz. Köylüye destek verilse, köylünün hayvanı 500 TL fazla para etse, onun için büyük paradır. Tüketici ete 5 TL fazla ödese yılda 100 kg et tükettiğin varsayarsak 500 TL eder. Tüketici bundan fazla etkilenmez, ama köylü daha çok üretime yönelir. Benim için ithal et gelse daha çok para kazanırım. Ama işin doğrusu, köylüyü teşvik etmektir. Köylüyü ayakta tutmak demek, devleti ayakta tutmak demektir. Köylü köyüne ve hayvanına sahip çıkmaz ise şehre gelir, devlete daha büyük yük olur. Sözün özü, ithal edilen eti, ben rahat yiyemeyeceğime göre, müşteri nasıl yiyecektir.”

Bu haber 871 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56 - 212 70 71
E-Posta: radyo08@hotmail.com