05.04.2018
ÇINARCIK VE 93 MUHACİRİ ARTVİN KÖYÜ ORTABURUN Araştırmacı- Yazar Ülkü Önal, 93 muhacirlerinin izlerini Yalova’da buldu. 1877-78 Osmanlı Rus Harbi sırasında Artvin’den, Batum’dan Anadolu’nun çeşitli bölgelerine, illerine dağılan Artvinliler, aradan geçen 140 yıla rağmen memleketlerini hiç unutmamıştır. Dedelerinden, babalarından dinledikleri kadarıyla bilen bu insanlar her zaman nereli olduklarını, nereden gedildiklerini gururla söylemeye devam ediyorlar. Araştırmacı Yazar Ülkü Önal, bu insanlarla konuştu, kültürlerini, özlemlerini, yazdı. İşte o yazı

 1914 muhacirliğinde babaannem Cevahir’in kız kardeşini Sivas’ta bir ağaya vermişler. Muhacirler dönerken geri vermemişler. 10 sene önce onun çocuklarını buldum. Torunu Yalova’da öğretmen Uğur Güleçyüz onu aradım yanına arkadaşı Çetin Erdinç’i da alarak geldi. Çınarcığ’a çok yakın Ortaburun Köyünden olduğunu 93 muhaciri olarak Borçka Beğlavan Köyünden geldiklerini ve Laz olduğunu söyleyince şaşırdım. Böyle bir köyün olduğundan bugüne kadar haberimiz yoktu. Oradaki akrabalarını bulmak istiyordu. Sülale adları Bostancıoğluymuş.

 İstanbul Artvin Dernekleri Başkanın Mustafa Melek’in aynı köylü olduğunu öğrenince aradım. Çınarcık’ta köylülerinin olduğunu festivallerinize bizi de götürün taleplerini ilettim ilgileneceğini söyledi.” Hatta eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın kendisini Batumlu olduğunu söylediğini ama mahallesi Sucuna’nın Behlivan Köyünde bulunduğunu.” söyledi. O zaman Artvin Batum’a bağlı olduğu için öyle biliniyor. Savaşla kazanmış ama anlaşmayla sınırlarımız dışında kalan bir yer. Dedelerimiz hiç kıyamazdı Hopa’dan bir mani derlemiştim.
Al aşağı vur yere, Kurusun Kanlıdere, Biz Batum’u alamasak, Girelim canlı yere.
Acaralılar Osmanlı’nın yanında kahramanca savaşmışlar. Kadınlar bile askerlerimize silah taşımışlar. Sonra onları Rusların kucağına bırakınca çok kötü şeyler yaşamışlar.
Ertesi gün Ortaburun köyüne gittik köyün kahvesinde oturduk. Kocaman bir camileri vardı. Oradaki çocuklara bu köye nereden geldiklerini sorunca hep bir ağızdan” Batum’dan” diye bağırdılar. 92 yaşın da ki Hamdi Dede Ormana çalışmaya gitmiş onun gelmesini bekledik. Çok sempatik bir Laz Dede. Tipi bizim oraları andırıyor. Lazca Cilveloy oyun türküsünü ve bir sürü atma türkü söyledi. Akşama gel bizde kal demesine memnun oldum. Köylüleri devlet buraya yerleştirmiş ama azmışlar gidip Armutludaki Gürcü köylülerini davet etmişler. 2 yıl köyün üzerinde kaldıktan sonra aşağıya gelmişler. Yolun üst tarafında otururmuşlar. Kız alıp verme nedeniyle karışmışlar. Muhacir geldikleri Behlivan Köyünde de eskiden Lazlarla Gürcüler karışık yaşarmışlar. Kıtlık zamanı Rize’den çok muhacir gelmiş Behlivan’a mısır olduğu için. Şimdi de çay oluyormuş. Köyün çoğunluğu Rizelilerden oluşuyormuş artık.
Şimdiye kadar neden geçmişlerini aramadıklarını sorunca :” Eskiden çok fakir olduklarını şimdi ancak kendilerine geldiklerini. Köyün çoğunun Termal’den emekli olduklarını. Köyde yüksek tahsil yapanın sayısı az. Yeni nesil Türkçeden başka dil bilmiyor. Lazlardan hiç devlet düşmanı çıkmadığını” övünerek söylediler.
     Akköylü Laz eşkıya İbo varmış. Atatürk Yalavo’ya geldiğinde eline bir buket çiçek almış arabanın önüne geçmiş durdurmuş. Atatürk “ bu kim diye?” sormuş. Eşkıya İbo olduğunu öğrenince İstanbul’a yanına çağırmış. Başka bir zaman vapura binerken arkadan vuruyorlar ellerine 2 tabanca alıp ateş etmeye çalışmış ama ömrü yetmemiş. Gürcü, Laz ve Çerkez muhacirlerini İstanbul’u korumak için yerleştirdiklerini söylediler. Azınlık psikolojisi herhalde savaşlarda en kahraman onların olduklarını okurum bazı kitaplarında.
Kemençeci yaşlı bir amcanın yanına gittik. Bize çaldığı oyun havalarını söyledi. Borçkalı olduğunu biliyordu. Eskiden düğünlerde sabaha kadar çalıp milleti horon oynatırmış şimdi çalamıyormuş. Evler beton olduğu için yöresel ev göremedim. Mısırlarını bağlı yapıp kurutmak için asmışlardı.
Çınarcığ’a bağlı Batum ve Borçka ( Macahel) muhacirlerinin yaşadığı yeşilin arasında düz bir köy olan Teşvikiye ye gittik. Zindan deden yerde ki lokantaya 2 kere yemeğe davet edildim. Gürcüce “ Gamorcoba( Nasılsınız)” dedim ama cevap vermedi garson. Yemeklerimiz unutulmaya yüz tutmuş. Keşke bu lokanta Artvin ve çevresi mutfağını yaşatsaydı diye düşündüm. Bu köyü Batum muhacirleri kurmuş. Daha sonra Borçka Macahel köyünden gelip yerleşmişler. Köy çok fakirmiş. Katır ve atla odun taşıyıp satarmışlar. Amcamın oğlu Osman’ın attığı vidolarda halen daha atla odun taşınıyor.
 DERLEDİKLERİM
-Adınız Soyadınız?
-Çetin Erdinç.
-Nereden gelmişsiniz?
-Dedelerim Borçka’nın Behlivan ( Güreşen) köyünden Osmanlı-Rus harbi zamanı 1878 de devlet yetkililerinin emri ile buralara gelmişler. Fakat sülalemizin yarısı orda kalmış. 20 sene önce buradan Behlivan’a gittiler. Orada ki akrabalarımız ağırladılar, birkaç gün kaldılar fakat bana nasip olmadı. Bizde sülalemizi tanımak istiyoruz.
-Sülalenizin adı ne ?
-Bostancıoğlu. Sülalemizin bir kısmı Ortaburun Köyünde, Adapazarında, Sarıyer de, Yalova da yaşamaktalar. Şimdi soyadımız Erdinçler ama asıl Bostancıoğluyuz. Bu adla Yalova da lokantamız var.
-Laz mısınız?
-Evet büyüklerimiz çok iyi Laz’ca konuşur.
-Artvin’den sonra nereye yerleşmişler?
- İlk önce Adapazarı civarına, Yalova’ya,oradan Çınarcık’a gelmişler. Sinekten çocuklar ölünce ormanlık köy olan Ortaburun’a çıkmışlar.
-Ortaburun Köyü kaç hane?
-50 hane civarında. Köy iki mahalle, bir tarafı Laz bir tarafı Gürcü.
-Gürcüler nereden gelmiş?
-Armutlu’nun Selimiye, Mecidiye köylerinden. Köy nüfusu az diye gidip Gürcüleri getirmişler.
-Kız alıp verme oluyor mu?
-Evet oluyor. Köyün kurulduğu 156 seneden beri, ne adam vurma ne namus davası olmuş karakolla işleri olmamıştır. Ormandan dolayı birkaç ufak tefek davalar olmuş.
-Sizin köyde daha önce kimler otururmuş?
-Bir Arnavut’un çifliğymiş. Bizimkileri yerleştirince Arnavut çıkmış ama gönülsüz çıkmış. Giderken beddua etmiş :” 40’a varın, elliye varmayın.”diye. Ne hikmetse köy 70-80 hane olmaz. Paralanan Çınarcık veya Yalova’ya gider. Yerlerini de satmazlar. Köyümüzün İstanbul’da bir namı vardı fasulyesi ile meşhurdu. Ayşe Kadınla.
-Fasulye’ye ne dersiniz?
-Lobiya. Elmamızda çok meşhurdu. Yalova pazarında Ortaburun Lazlarının ürünleri diye tabela konurdu. Traktör, traktör fasulye giderdi. Köyün üstüne baraj olunca iklim değişti soğuk olduğu için sebze meyve olmadı. Ancak seralarda oluyor. Ormancılıkla geçiniyorlardı devlet el koydu. İşleri kooperatife verdiler. Ücrette düşük olunca kimse çalışmıyor. Sağa sola çalışmaya gidiyorlar. Köyümüzün okuma oranı yüksek değil. İlk okuyan amcam Fahrettin Erdinç. Oda İstanbul’da olduğu için okumuş. Bir mühendisimiz, bir tanede öğretmenimiz var. Daha sonra ben ve birkaç arkadaş öğretmen olduk. Yeni yeni okumaya yöneldiler. Geçim zor olunca okumaya kayıyor insanlar. (Devam Edecek…)
ARAŞTIRMACI-YAZAR ÜLKÜ ÖNAL

Bu haber 758 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56 - 212 70 71
E-Posta: radyo08@hotmail.com