24.03.2018
TEMA Vakfı Artvin İl Temsilcisi AÇÜ Öğretim Görevlisi Elif Kübra Bağrıyanık, 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle AÇÜ Genç TEMA üyeleri ile birlikte 08 HaberTV ve Radyo 08 FM’de Hatice Nur Ersöz’ün sunduğu “Gündem” programının konuğu oldu. Genç Temalılar suyu, doğayı, çevreyi, gösterilmesi gereken duyarlılığı anlattı. TEMA İl Temsilcisi Elif Kübra Bağrıyanık ise suyun önemini anlatarak, suyun yaşam için “HER ŞEY” olduğuna vurgu yaptı. Bağrıyanık Dünya Türkiye’nin su durumunu anlatarak şunları söyledi:

 “Öncelikle böylesine hayati öneme sahip bir günde bizi konu ettiğiniz için teşekkür ediyorum. 22 Mart Dünya Su günü. Bir gün öncesi 21 Mart Dünya Ormancılık Günü.” Orman ve su ruh ve beden gibidir. Biri olmadan diğeri olmaz. Bakın nerede su varsa orada ağaç vardır, orman vardır, fidan vardır, canlı vardır. Nerede orman varsa orada su vardır. Orman ve suyu ayrı değerlendiremeyiz.

Tabii su dünyanın en önemli problemlerinden birisidir.   Bakın 2012’de uzmanlar önümüzdeki 30-40 yıl içinde insanlığı tehdit edecek boyutlara ulaşacağı tahmin edilen su ve gıda güvenliği sorununu 22. Uluslararası Stockholm Su Haftası’nda tartıştı. Bundan 6 önce yapılan tartışmalarda çok önemli konulara temas edildi.
100´ün üzerinde oturumda, suyun tasarruflu kullanımı, tarımda su, gıda üretimi ve su, kuraklık, suların idaresi, sınır aşan sular, iklim değişikliği gibi sorunlar ele alındı. Su sorunu gerek 22 yıldır toplanmakta olan Stockholm toplantılarında gerekse diğer ülkelerde düzenlenen konferanslarda ve BM zirvelerinde bütün boyutlarıyla ele alındığından bu yıl su ile bağlantılı olarak gıda güvenliği konusuna ağırlık verildi. Konferansa sunulan raporlardaki tablo hiç iç açıcı değildi. 900 milyonu açlık sınırında yaşayan, 2 milyarı yetersiz beslenen buna karşılık 1,5 milyarı da gereğinden çok fazla tüketen insanlığı, bu yaşam biçimi devam ettiği takdirde 2050’ye doğru su ve gıda sıkıntısının beklediğini gösteriyordu raporlardaki analizler. Uzmanlara göre gıda sıkıntısıyla yüz yüze gelmemek için, hükümetlerin de, tek tek bütün bireylerin de, su kaynaklarını, tarım alanlarını verimli şekilde kullanmalarından başka çıkar yol yok.
´TÜRKİYE DÜNYA ORTALAMASININ ALTINDA´
"Türkiye’ye Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden bakarsanız su zengini olarak gözüküyor. Çünkü birçok akarsuyu ve tatlı su kaynağı var. Ama Avrupa’dan ve Kuzey Amerika ülkelerinden bakarsanız maalesef Türkiye su fakiri bir ülke. Kişi başına düşen iki bin metre küp su ile Türkiye dünya ortalamasının altında olduğundan su fakiri bir ülkedir.
Bilinç düzeyinin artmasıyla Türkiye’de suyun rasyonel kullanımına bir ölçüde geçildi. Kaynakların tükenmesi, iklim değişikliği, tarımdaki değişiklikler, bitki örtüsündeki etkileri konusunda halk bilinçlendiğinden rasyonel kullanıma geçildiğini söyleyebilirim. Örneğin çiftçiyle konuşunca bizden daha fazla bilgi verebiliyorlar. Bu yıl şu kadar yağış vardı, benim üretimim bundan şu kadar etkilendi ve bundan sonra şöyle yaklaşmalıyım diyebiliyor bugün çiftçi."
Bilindiği gibi su kaynaklarının yüzde 70’i tarımda kullanılıyor. Hedef sulamada gelişmiş teknoloji kullanarak bu oranı düşürmek. Daha da önemlisi tarım ilaç ve gübreleri yüzünden yeraltı sularının kirlenmesini önlemek.  Doğal su kaynaklarını tehdit eden çeşitli unsurlar var. Bunlar tarımsal ilaçlar, tarımsal gübreler, endüstriyel atıklar, kentsel atıklar ve hepsinin üzerine bir de iklim değişikliği faktörünü koyarsanız su kaynakları büyük bir tehdit altında. Su kaynaklarının yok olmasından ziyade, kalitesinin bozulması en büyük tehdit. Unutmamak gerekir ki biz yarı kurak iklim kuşağında olan bir ülkeyiz. O yüzden bizdeki tarımsal üretim yağış rejimine bağlıdır. İklim değişikliğiyle önümüzdeki 10-20-30 yıl içinde yağış rejiminde azalma olursa, o zaman biz gıda güvenliği açısından risk altında olan bir ülke olacağız. Nüfusun da hızlı artışını öngörürseniz o durumda ciddi bir tehlikeden söz edebiliriz.
Bütün ülkeler gibi Türkiye’nin de önümüzdeki yıllarda susuzluk ve açlık çekmemek için sularını ve topraklarını akıllıca kullanması gerekiyor. Konferansta bir delegenin işaret ettiği gibi, bugün ayağını yorganına göre uzatmayan yarın dizlerini dövecek ama o zaman da iş işten geçmiş olacak.
Türkiye ise kişi başına kullanılabilir su miktarı göz önünde bulundurulduğunda, su stresi çeken bir ülke olarak kabul edilir. Projeksiyonlara göre, bugün 1.519 m3 olan kişi başına düşen su miktarının 2030 yılında 100 milyonluk nüfusla 1100 m3’e düşecek ve ülkemiz su fakiri bir ülke olacaktır.
Geçtiğimiz 50 yılda 3 Van Gölü büyüklüğünde 1,3 milyon hektar sulak alan kaybı yaşandı. Bugün tatlı su kaynaklarımızın %74’ü tarımda, %15’i evsel kullanımda ve %11’i de sanayide kullanılır. Diğer bir deyişle, su kıtlığı sadece yağışların az olmasına bağlı değildir. Genellikle karmaşık sosyal, ekonomik ve çevresel faktörlerle ilişkilendirilmelidir. Su kıtlığına karşı aradığımız çözüm de birçok paydaşın katılımı ve farklı ölçekte harekete geçmeye bağlıdır.
Bugün 22 Mart 2018’de değişen bir şey yok. 6 yıl önce ne söylenmişse, bugün sorun daha da artarak büyümeye devam ediyor. TEMA bu konuda gerçekten çok duyarlıdır. Su ve erozyon konusunda milyonlarca gönüllüsü ile büyük katkı sunuyor. Su, orman ve yaşam konusunda insanlarımızın bilinçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.” dedi.

Bu haber 551 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56 - 212 70 71
E-Posta: radyo08@hotmail.com