16.01.2017
“BEN ÇOCUK KALMAYI ANNEMDEN ÖĞRENDİM” O Türkiye’nin en güzel ilinden… O Artvin’in dostu. Yüreği uzanır ta Ege’den.. şarkılar, “Yüreğim Ege’de kaldı” dese de o , “Yüreğim Artvin’de, Cerattepe’de kaldı” der.. İzmir’in dağlarında çiçekler açsın sonsuza kadar diyen, doğanın, böceğin, kelebeğin, çocukların dostudur, ablasıdır O.. Kaz Dağlarından, Kozak Yaylası’ndan selam gönderen dosttur O…

 Artvin’de, Artvin’e yazdığı şiirini ağlayarak okuyan duygu pınarıdır o. Adıyla, soyadıyla doğanın  ta özü, sözü,  kendisidir o.  Adını  “Gülden” soyadını doğayı sevmesinden, korumasındaki inatçılığından “Karabudak’tan” alan Artvin  doğa dostu Gülden Karabudak… İzmir’e kar yağmasıyla yazdığı yazısında kar tanesi beyazlığı, saflığıyla gönüllere dokundu.  Öyle bir dokunuş ki, sözü ona bırakmakla anlatılabilecek bir yazıdır bu. Bu duygu manzumesi ile sizi baş başa bırakırken Karabudak’a Artvin’den gönül dolusu sevgilerimizi gönderme borcumuzu ödeyelim.

“Efil efil yağan kar taneleri ve sabahın ilk ışıklarıyla gözlerimize yansıyan hayret dolu gülümsemeler. İçimizi kaplayan ifade edilmez bir mutluluk! Öyle "Kar görmüş İzmirli" takıntı esprileri eşliğinde, taneler yüzümüze dokunsun diye balkonlardan sarkmaca oynamak. İlk şaşkınlığın hemen ardından,"Annem olsaydı kar yağdığında ilk iş ne yapardı?" sorusuyla elinde kaşık ve kapla balkona koşup kar toplamak ve "kar pekmezi" yapmak. Yakışır İzmir´in sabah kahvaltısına deyip hemen ardından soluğu beyazların içinde almak. Ve tabii ki yüzlerce kez dua etmek!.." Lütfen sen hep böyle yağ üzerimize...Gülmeyi unuttuk biz. Büyük olmanın zoraki ciddiyeti, kendimize değil hayatın kendisine küfrederek geçirdiğimiz eksik zamanlardan al götür bizi çocukluğumuza!.." diye diye kar taneleri ile kucaklaşmak. Sanki evrenin taaa ötelerinden bize müjdeler getirmiş gibi.
Anlık bile olsa çocukluğuna uzanmaktan ödü kopan ciddi! insanlara inat, "Üşürsün,düşersin, hasta olursun" diye diye çocukları dijital uyuşturucunun ellerine bırakan annelere inat. Cennetten bir tablo oluşturan doğanın eşsiz haline şahit olmayı, TV´de gördükleriyle eş tutabilen herkese ve her aymaz yoruma inat!.. Kar tanelerini kalbine koyup orda öylece ısıtmaktır hayat!
"Çocuk olmayı" öğrenmez insan ama çocuk ruhunu hiç kaybetmemeyi öğrenir. Ben annemden öğrendim çocuk ruhuyla hayata direnmeyi! Ondan öğrendim bir ağaca tırmanabilmenin cesaretini.
Bahçeye gömdüğün bir tek tohumdan ne lezzetler, kokular, renkler fışkırdığını ve onu hissetmenin keyfini ondan öğrendim. Suladığım bahçenin arklarında kendi kayıklarımı yüzdürdüm. Erişilmez hayaller kurdum.
Korkuyla baş etmeyi, tek başıma yapmak üzere sorumluluklar verdiğinde öğrendim.
"Evcilik" oynarken ağaç dalından yapmayı öğrettiği bebeklerimize, sızlanmadan kıyafetler diktiğinde fedakârlığı öğrendim. En önemli geçim kaynağımız "çam fıstığını” tarlalardan toplamaya (mecburen) gittiğimizde, dinlenme esnasında hemen eline ağaç dallarını, yapraklarını alıp bana minyatür ağıllar yaptığında, yaptığın işi sevmeyi ve onu çocuklara sevdirmenin kıymetini öğrendim. Işıksız akşamlarda lüx ışığında sadece kendini düşünen, eline işini alıp kenara çekilen bir anne olmak yerine" 5 taş, el el üstünde kimin eli var ve balık battı" oyunlarını keyifle bize öğretmesinden, birlikte olmanın ve bir arada bir şeyler yapabilmenin güzelliğini öğrendim. Bir köy ortamında, kendi başına öğrendiği ve severek icra ettiği kuaförlük zanaatında, insanlara severek hizmet etmenin muhteşemliğini öğrendim.
Hıdrellezlerde saçlarımıza yapmayı ihmal etmediği papatya taçlarını bu yaşımda hala yapmasını istiyorsam, onun elinin değdiği her şeyi güzelleştirmesine olan hayranlığımdandır.
Ben çocuk kalmayı annemden öğrendim. Mahallede bayram günlerinde çelik çomak, yakan top ve "kozak muksu" oynamaya coşkuyla katıldıysam, gelmeyenleri oyuna katmak için uğraşıp, kocaman insanlar oluncaya kadar oynamaktan keyif aldıysam annemin çocuk yüreğini bana aşılamasındandır. Ve en çok oyunlar büyütürmüş çocukları, büyüyünce anladım özgür çocukluğun hayattaki anlamını...
Her yılbaşı geldiğinde elinden dünyanın en güzel pastalarını yediğim, dini günlerde naif ve sevgiyle inanmanın güzelliğini gösteren dualarına eşlik ettiğim ve tabii ki kış geldiğinde işini gücünü bırakıp bana ve kardeşime kardan adamların en afillisini yapan annem!.. Her anne fedakardır, her anne dünyanın en değerlisidir. Benim annem hem büyüktü hem çocuk. Ben çocuktum annem çocuk. Ben büyüktüm annem büyük.Biz ikimiz de büyümenin sahte ciddiyetini çocuk ruhuna değişmedik!
Annem bu toprakların kadim bilgilerini içine sığdırmış, Bilgeliğini çocuğunun dünyasıyla yoğurmuş köyde yetişen bir anne.
Ve bugün ve yine karla müjdelenmiş bahçemizde kendi yaptığı, koluna süpürgesini almış, kafasına şapkasını takmış yine öyle afilli bir kardan adamı fotoğrafı gönderdin ya bana!.. Bu dünyanın güzelisin annem!.. Çocukluğumsun. Bitmeyen inancımın kaynağısın.
Dijital dünyanın; çocukları kasıp kavuran, hayallerini avutan ve enerjilerini yutan bağımlılığına açtığım savaşın biricik sebebisin.
Allah ailemi ve hayatı kendi yaşamlarıyla örnekleyen aileleri bizlerin ve bu toprakların başından eksik etmesin!

Bu haber 905 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56 - 212 70 71
E-Posta: radyo08@hotmail.com