20.05.2014
Herkesin, her şeyin bir hikâyesi vardır. Dünyada hiçbir şey ve hiç kimse gökten zembille inmemiştir. “Ferrarisini Satan Bilge” romanını okuyanlar bilir.

 39 yıl sonra Dünya’nın rüya ülkesi diye lanse ettiği Amerika’dan kalkıp önce İstanbul’a oradan da doğduğu memleketi Artvin’e gelerek yatırımlar yapan İşadamı ve fikir adamı Aslan Özer, Artvin’i dünyanın Organik Tarım Ürünleri’nin üretildiği merkez, Dünya’nın sağlık turizmi merkezi, Ünlülerin, dünyanın en büyük zenginlerinin ziyaret edip konakladığı bir yer haline getirmenin hayallerini çoktan inşa etmiş. Şimdi ise bunları gerçekleştirecek adımlar atıyor. Amerika’dan Artvin’e döndüğünde herkes ona kuşkuyla bakar. Acaba Amerika’dan gelip Artvin’e neden döndü? Dünya’nın her yerinde rahatlıkla yaşayabilecek bir servete ve itibara sahipken, Artvin’de ne yapacak? İşte bütün bu soruların cevabını da yine kendisi veriyor. 08 Haber gazetesi muhabiri ve Başyazarı Sami Özçelik’e Artvin’den Dünya’ya- Amerika’dan Artvin’e geliş hikâyesini anlattı.

Öncelikle Artvin’deki yaşamınızdan başlayalım. Aslan Özer kaç yıl Artvin’de yaşadı? Dünya’ya nasıl açıldı?
Ben, aslen Artvin Yusufelili olup, Ortaköy’de (Berta)doğmuş bir Artvinliyim. Babam burada kalaycılık yaparak geçimini sağlarken, meydana gelen selden dolayı köyden ayrılmak zorunda kalmışlar. Oradan Meydancık’ta bir süre kalıyor. Ama burada da iş yoktur. Geçim zordur. Buradan Artvin’e göç etmişiz... Babam 1969 yılında Almanya’ya gurbete gitmek için yazılıyor. Almanya’ya gideceklerden bonservis isteniyor. Ben o zaman 11 yaşlarındayım. “Bonservis dediğiniz nedir? Siz bu adamın ellerine bakın. En iyi bonservis ellerdeki nasırdır” dedim. O ana kadar zorluk çıkaran görevli babamı kabul etti. Belki de sebeplerden biri ben oldum. 7 Mart Ortaokulu’ndan sonra Endüstri Meslek Lisesi’ne oradan Erzurum’a gittim.
LİSAN İLE BAŞLAYAN DÜNYA SERÜVENİ
Daha sonra konuşacak derecede okulda Fransızca öğrenmiştim. Gelen turistlere rehberlik yapmaya başladım. Bu iş bayağı hoşuma gitmeye başladı. Ufak ufak para kazanmaya da başlayınca bu kez İngilizce’yi öğrenmeye karar verdim. Dil öğrenme konusunda çok yetenekliydim. Çünkü çok istekliydim. Ne demiş atalarımız bir lisan bir insan, iki lisan iki insan. Derken uzatmayayım yurt dışına gitmeye karar verdim.
Yurt dışına giderken rehberlik yaptığım bir tanıdıktan epey bir destek aldım. Önce Hindistan’a, Oradan Malezya’ya gittim. O aradaki hikâyeleri anlatırsam ne zaman yeter ne sayfalar hızlı geçiyorum. Oradan Avustralya’ya geçtim. İlk işyerim burada oldu. Çalıştığım benzin istasyonunu satın aldım. İlk kez banka kredisini de o zaman çektim.  200 bin Dolar krediyi iki yılda kapattım. Oysa zamanım vardı. Ama daha çok faiz vermek istemedim.  Şunu söyleyeyim ki, çok çalışıyordum. Ek işler yapıyordum.
Buradaki bir anımı anlatayım. Orada Anzak Şehitlerini anma programı yapılıyordu.  Herkes bir yöne doğru ayakta durmaya, saygı duruşunda bulunmaya başladılar. Ben ters durdum. Bir de işçi olarak çalıştığım dönemde paramı hep başında İngiliz asıllı bir müdürün bulunduğu bir bankaya yatırıyordum. İngilizce yazmayı bilmediğim için sağ elim hep sarılı gittim. Güya elim yaralı. Oradaki görevliye yazdırıyordum. O 200 bin Dolar krediyi çekerken bana “ Sana iki soru soracağım. Ondan sonra kredi görüşmesi yapabiliriz dedi.  Sorun dedim.  Ben, Biz Anzak anmasında sen neden ters durdun ve elini başına götürdün? İkincisi senin nasıl bir yaran vardı ki 9 ay elin iyileşmedi? Ben de cevabımı verdim: Siz Anzakları anarken, ben de kendi şehitlerimizi andım. Onların manevi huzurunda saygı duruşunda bulundum. İkinci sorunuza gelince, ben İngilizce yazmasını bilmiyordum. Bana gülmesinler diye görevliye yazdırdım. “deyince adam gülmekten oturduğu koltuktan düştü. Tamam, sana kredi verdireceğim, benim üstümle, amirimle görüşeceğim” dedi. Onu arıyor ve kabul ediliyor. Sonra beni aradı. Kredin çıktı, gel kâğıtları imzala 200 bin Dolar kredini al” dedi. Gittim bana kâğıtları uzattı. Ben “ Bir dakika bunu okumam lazım. Bana hangi şartlarda, nasıl bir şekilde kredi verdiniz bakacağım. Belki faiz oranını yüksek buldum, indirim isteyeceğim” deyince adam gülmekten bir daha koltuğundan düştü. Kendisinin üstünü bir daha aradı ve bu olayı anlatınca adam, Sen bu gençle iş yapabilirsin parayı ver. Dedi.
İşte böyle. Avustralya, İngiltere gibi ülkelerde iş hayatında tecrübeler edindikten sonra Kanada’ ya ve oradan da Amerika’ya ya yerleştim. Ama ben en çok parayı Kanada’da kazandım. Başta  maden borsası olmak üzere bir çok ticari alanda çalışmaya başladım..
ARTVİN’DEN AYRILIŞ HİKÂYENİZDEN SONRA 40 YIL SONRA ARTVİN’E DÖNÜŞÜNÜZE GELELİM. DÜNYA’YI GÖRMÜŞ BİR ARTVİNLİ’NİN GÖZÜYLE ARTVİN NASIL BİR COĞRAFYADIR?
Öncelikle şunu belirteyim. Ben istesem, dünyanın 200 ülkesinin en güzel yerinde yaşayabilirim. Amerika, İngiltere, Uzakdoğu. Aklınıza gelebilen tüm ülkeler. Ben Artvin’den ayrılırken hayal kurmuştum.  İçimden çok çalışıp aileme, memleketime Artvin’e faydalı bir şeyler yapacağım.”demiştim. Rehberlik yaptığım dönemde ülkeleri geziyordum. Rahmetli Babam Almanya’daydı. Bir gün ona sürpriz yapmak istedim. Çalıştığı şehre gittim. Babam beni görünce çok şaşırmıştı. Burada ne işin var? Dedi. Anlattım… Küçük bir koğuşta 7-8 kişi yatıyorlardı. Bu beni çok etkiledi.
O zaman Almanlar Türkler’e ev kiralamıyorlardı. Daha doğrusu yabancılara... Araya bizim patronu koydum. İşyerine yakın metroyla 5 dakika mesafede bir ev tutum. Baba bavulunu topla gidiyoruz dedim. Oğlum nereye gidiyoruz dedi.  Bir yıllık kirasını peşin ödediğim o eve götürdüm. Çok duygulanmıştı. Parayı nerden bulduğumu sordu. Ve üstümde ne kadar para olduğunu. Fazla parayı üstünde taşıma diyerek bana harçlık bırakıp gerisini aldı, sakladı. Âşık Efkari güzel bir söz söylemiş, Dünya’yı toplasan bir Artvin etmez. Bu sözün ne anlama geldiğini en iyi ben bilirim. Aşığımız kadar bilirim, Çünkü ben bütün dünyayı gezdim. Hiç bir yerde Artvin’i bulamadım.
PEKİ NEDİR? ARTVİN’İ BU KADAR FARKLI KILAN?
Bir kere havasından başlayayım. Bugün Tokyo’da, Japonya’da, Londra’da, Amerika’da, Pekin’de oksijen satılır. 10 dakika bağlarsınız, kanı temizlersiniz. Onun fiyatı da 20 dolardır. Artvin’de insanlar tam aksine adeta fazla oksijenden zehirleniyorlar(!) Bunun nasıl bir yaşam zenginliği olduğunu hiç kimse hesap edemez. Ben Kafkasör’ün dibinde mezra da ailem için altı taş duvar, üstü ahşap büyük bir ev yaptırdım. Sırf bu havayı teneffüs edebilmek ve bu cennet doğada yaşayabilmek için.
Dünya’yı gezdim, buradaki havayı ben hiçbir yerde solumadım. İkincisi suyu. Artvin’in suları dünyanın en temiz içilebilir sularındandır. Siz Berta’nın Akpınar Suyu’nu içtiniz mi? Alabalık Deresi’ni gördünüz mü? Rize’nin bilmem ne suyu, Erzurum’un bilmem hangi suyu Artvin’de lokantada yemek masasında karşıma çıktığında hayretler içinde kalıyorum. Artvin’de akan bütün dereler içilebilir temiz sudur. Dünya’da temiz su artık kalmamıştır. Bu gerçeği bilmeden önemini anlamak zor olur.
Bundan başka, toprak. Artvin’in kıt ama bereketli olan toprağı halen organiktir. Zehirlenmemiştir. Çünkü köylerde halen hayvan gübresi kullanılmaktadır. Organik toprağımız var,  içilebilir suyumuz var, muhteşem ormanlarımızın filtre ettiği yaşam sunan oksijenimiz var. O zaman bu zenginliği artıya çevirmemiz için projeler üretmeliyiz” Ben bunun için Artvin’deyim.
AMA BU MUHTEŞEM YAŞAM KOMBİNASYONUNU TEHDİT EDEN BAZI PROJELER DE VAR.
HES’LER, MADENLER GİBİ. BU KONUDA SİZİN DÜŞÜNCENİZ NEDİR?
Bakın maden dünyanın bir gerçeği. Hayatımızın her alanında var. Ancak, maden çıkarılacak yerler var, asla dokunulmayacak yerler var. Asla dokunulmayacak yerlerin başında Artvin gelir. Görünen köye kılavuz istemez. Heyelanlı bir alan üzerinde yapacağınız doğaya aykırı her hareket felakete yol açacaktır. Artvin bana göre dünya sağlıklı yaşam miras alanı ilan edilmeli. Burada atıyorum 20- 30 milyar dolarlık bir madencilik için yüz milyarlarca dolarlık yerüstü zenginliği ve sonsuza kadar sürdürülebilir yaşam alanlarını asla telafisi olmayacak şekilde yok etmenin hiçbir mantıklı izahı olamaz.
Kaldı ki Artvin bundan ne fayda görebilir ki? Ben bunu tanıdığım tüm yetkililerimize anlatmaya çalışıyorum. HES’lere gelince. Artvin’in derelerini HES Cebri borularına aldığınızda Artvin’in yaşam damarlarını kesmiş olursunuz. Bertalı amcam sebzesini, meyvesini bu dereler sayesinde yetiştiriyor. Sadece Berta havzasını beslemekle kalmıyor, Neredeyse Artvin’in organik sebze meyvesini karşılıyor. Bunları iyi düşünüp iyi hesap etmek gerekiyor.
PEKİ,  ARTVİN İÇİN DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ PROJENİZ NEDİR?
Artvin’i çeşitli organik ürünlerin yetiştiği bir merkez haline getirmek için çalışmalar başlatıyorum. Artvin’in öyle bir potansiyeli var ki, bunu görmemek için kör olmak lazım. Bütün köylerimiz boşlamış, köylerdeki araziler bomboş kalmış, yaylalarda hayvanlar neredeyse yok olmuş, Hayvancılık azalmış. Neden? Çünkü köylü veya üretici ürününü satacak Pazar bulamayınca o işi yapmaktan vazgeçmiş, asgari ücretle iş bulabilmek için büyük kentlerin varoşlarında yaşam savaşı vermeye başlamış. Benim hazırladığım, uygulamaya koyacağım projede köyleri yeniden tarım ve hayvancılıkla barıştırmak ve tanıştırmak.
ARTVİN’İN BUGÜNKÜ HALİ ÇARIKLI MİLYONER GİBİ!
Ben bir Japon dostuma Barhal’dan aldığım elmayı gönderdim. Demir elma. Adam ağladı. Böyle bir şey var da biz bu kadar varlık içinde bunu neden yiyemiyoruz diye!. Ben soğuk hava depolarını yapacağım. Meyvelerin kurtulması için kurutma fırınları, Pekmez, peynir… Fransa’ya bir arkadaşıma kokulu peynir dediğimiz peynir gönderdim. Adam şaşkındı. Fransa ki peynirin en çok üretildiği ülkedir. Demek ki dünyada olmayan bir şey Artvin’de var. Organik, orjinali bozulmamış sağlıklı ürünlerin diyarında yaşıyoruz.  Ancak bugünkü halimize baktığımızda çarıklı milyonerler gibiyiz.
BUNU NASIL YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Bu projeyi tüm Artvinli üreticilerle yapacağız. Çiftçi üretecek biz alıp yurt içi veya yurt dışına pazarlayacağız. Vatandaşın Pazar derdi olmayacak.  Ben şuna inanıyorum ki, biz ürün yetiştiremeyiz gelecek taleplere cevap veremeyiz. Açıkçası benim korkum da budur. Bu ürünleri asla sanayi ambalajlarıyla satmayacağız. Örneğin meyvelerimizi geleneksel el dokuması küçük sepetler içerisinde satacağız. Böylece unutulmaya yüz tutmuş bir sanatı da dünyaya tanıtarak ve de para kazanarak yeniden yaşatmış olacağız.
Ben doğup büyüdüğüm memleketime hizmet etmek, bu şehir insanlarına yatırım yapmak istiyorum. Bu şehre dışarıdan para getirmek gerektiğini bu şehirde yeniden yaşamaya başladığım iki yılda gördüm. Bu şehre hizmet evvela dışarıdan para, dışarıdan turist getirmek yada bu şehirde üretilen organik ürünleri dışarıya pazarlamak ile olur. Bu yüzden de şimdi organik tarımda öncü olmak istiyorum.
Sadece öncü de olmayacağım, organik tarım ile ilgili projeleri olanlara maddi anlamda destek olarak da yardımcı olmak istiyorum. Bunun için varım diyen herkesle, birey olur, Kooperatif olur, başka bir kurum olur herkesle birlikte çalışacağız. İnanın Artvin’in organik tarım ürünleri, eti ve balığının lezzeti, sağlığa verdiği fayda Dünya’nın hiçbir yerinde yok.
ORGANİK TARIM VE HAYVANCILIK SİZİN LOKOMOTİF PROJENİZ.
BUNUN YANINDA TURİZMİ İLE İLGİLİ NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
Bakın dünyada turizm anlayışı değişiyor. Kum, güneş, deniz artık insanı hastalanıyor. Sağlık sunmuyor. İnsanlar bol oksijen alacağı, organik yiyeceklerle besleneceği, doğanın kucağında kendisini dinlendireceği yerler arıyor. Artvin sağlık turizminde de marka olabilecek bir coğrafyadır. Kanuni Sultan Süleyman ne diyor; “"halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet-i cihanda bir nefes sıhhat gibi" 1560’larda söylenmiş söz bugün önümüze geliyor. Dünyada sağlıklı bir nefes almak iyice güçleşiyor. Artvin alternatif turizmde de bir marka olacak kadar zengin bir ildir. Aslında her şey bir zincir gibi birbirine bağlıdır. Güzel şeyler yapmaya başladığınızda ardından hep güzellikler gelir. Dünyada tanıdığım ünlü insanları Artvin’e davet edeceğim. Onlara Artvin’i tanıtacağım..
ARTVİN’DE İLK REZİDANS ADIYLA İNŞAAT SEKTÖRÜNE GİRDİNİZ. BUNUN HİKASYESİ NEDİR?
Artvin’den 18 yaşlarında ayrılırken, büyük hayaller kurmuştum. Çok para kazanacak ve akrabalarıma ev yapacaktım. Bu hayalimi gerçekleştirmek için bu inşaatı başlattım. Kesinlikle bundan para kazanmak amacıyla yapılmış bir proje değildir. Ortamahalle’de Ticaret Lisesi’nin yanındaki babadan kalma arazimizin üstüne Rezidans anlayışıyla yaptığımız bu inşaatta fazla olan daireleri satacağız. Bakın böyle bir inşaatı İstanbul, Ankara gibi yerde yapsanız daire fiyatı 500-600 bin TL olur. Biz burada çok çok ucuz bir fiyata satacağız. Artvin halkı da kaliteli, güzel bir evde uygun fiyata otursun. Bu binanın özelliklerinden kısaca bahsedecek olursak;
TOPARLARSAK SON OLARAK NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?
Ben hayatım boyunca bugüne kadar hayal edipte başaramadığım hiçbir iş olmadı. Allah sağlık verirse bu projemi de Artvin halkıyla birlikte başaracağıma inanıyorum. İşin en önemli kısmı dürüstlüktür. Güvenilir olmaktır. Özü sözü bir olmaktır. Samimiyettir. Bu özellikleri taşıyan herkes bu projenin doğal, organik üyesi ve ortağıdır. Burada kazanan Artvin olacak, Artvin insanı olacak. Ben bu projenin sadece öncüsü, fikir babası olacağım. Maddi açıdan hiçbir beklentim yok, ihtiyacım da yok. Dediğim gibi Artvin ve Artvin halkı kazanmaya başladığında bu benim için dünyanın en büyük serveti olacak. İnsan ömrü çık kısadır. Dünya senin olsa ne olur? Cepsiz, dikişsiz bir bezdir beraberinde götüreceğin. Eğer insanlara, ülkene faydalı bir iş yapmışsan bundan daha büyük bir zenginlik olmasa gerek. Ben nalıncı keserini değil, iki tarafa aynı ölçüde talaş atan bıçkı anlayışından söz ediyorum.  Artvinli göç etmesin, Artvinli toprağıyla, emeğiyle, onuruyla yaşasın istiyorum. Bana bu fırsatı verdiğiniz için de size çok teşekkür ediyorum.

Bu haber 6674 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : Sami ÖZÇELİK

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 7 )

Endüstri meslek liseden arkadaşımın artvin için düşüncelerine tanıtımına gayretine teşekkürler tebrikler çok yol katetmissin yolun açık olsun kazancın bololsun dilerim
 resul demir -- 23.05.2014 23:51
HİZMET İCİN GELENE KAPILAR KAPANMAZ
CENNETİME HİZMET OLSUN YETERKİ
 TAYFUN BAYRAKTUTAN -- 22.05.2014 18:29

SÖYLEŞİYİ BAŞTAN SONUNA KADAR OKUDUM HELEL OLSUN DİYORUM, ZATEN BAŞKA SÖZE HACET YOK ARTVİNLİ OLUPTA BÜYÜK ŞEHİRLERE YATIRIM YAPAN İŞ ADAMLARIMIZ DA KEŞKE ASLAN ÖZER KADAR DUYARLI VE YÜREKTEN MEMLEKET SEVDALISI OLSALAR,SÖZDE HEPSİ ARTVİN SEVDALISI AMA ORTADA BUNU GÖSTERİR SOMUT BBİRŞEY YOK MALESEF, TEŞEKKÜRLER ASLAN ÖZER ALLAH YOLUNU AÇIK EYLESİN.
 Aynur -- 22.05.2014 11:40
helal olsun
Söze gelince herkes Artvin svedalısı, aşığı. Ama icraata baktığınızda bunun işareti sayılacak hiç bir şey yapılmıyor. Biraz para bulan Artvin'i terk ederken Aslan bey beş parasız gittiği Artvin'e kazandığı parayı yatırıma çevirerek hizmet etmek için dünyanın bütün nimetlerini einin tersiyle itmiş memleketi Artvin'e gelmiş. Helal olsun. İŞte Artvin sevdası memleket sevdası budur Gerisi hiakeye. Nerede çok zengin olmuş Artvinli işadamları? Onları da göreve davet ediyoruz. Gelin Artvin'e hep birlikte sahip çıkalım. El ele verelim...
 sade vatandaş -- 21.05.2014 14:32
sahip çık.
Artvin sevdalısı bu güzel insanlara sahip çıkalım,moral verelim,onların tek beklentisi sevgi ,sayılarını çoğaltalım.
 Nusret Özer -- 21.05.2014 08:56
hizmet aşkı
sayın aslan özerin vermiş oldugu röpörtajı baştan aşagıya okudum ve duygulandım.artvine hizmet için yola çıkmış değişik duygular barındırmış içinde azmetmiş çalışmış hiç vazgeçmemiş ideallerinden ve bunun sonucunu almaya başlamış yavaş yavaşş artvine ve artvinliye lazım gelir senin gibi büyükler.
 yusuf ayaydın -- 21.05.2014 08:47
Mükemmel
İnsanlar ikna edilebilirse mükemmel fikirler bunun için iyi bir kooparatif veya pazarlama şirketi kurmak gerekir.
 selçuk hamzaoğlu -- 20.05.2014 22:19
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56 - 212 70 71
E-Posta: radyo08@hotmail.com