“MEME KANSERİNE DİKKAT” YÜRÜYÜŞÜ

09.10.2018
Artvin’de, meme kanserine dikkat çekmek için farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Artvin İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen yürüyüş Kültür Sokağı’ndan başlayarak Milli İrade Meydanı’nda son buldu.

 Pembe kıyafetler giyen kadınlar ellerimdeki pembe renkli balonlar ve üzerlerinde “ERKEN TANI HAYAT KURTARIR”, “MEME KANSERİ KADERİNİZ OLMASIN”, “MEME KANSERİNE DUR DE”, MEME KANSERİNİ BİRLİKTE GÖĞÜSLÜYORUZ” yazılı dövizler taşıdılar.

Valilik önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Şeyda Tok, meme kanserinin Türkiye’de ve dünyada en sık görülen ve ölüme en çok neden olan kanser türü olduğunu söyledi. Meme hücresinin kontrolsüz olarak büyümesini meme kanseri olarak adlandırdıklarını kaydeden Tok, “ Yaygın olarak kadınlarda görünmekle birlikte erkeklerde de görülebiliyor. Dolayısıyla da erkeklerinde dikkat etmesi gereken bir konudur.” dedi.
 
Tarama programlarının sağlık müdürlüğü bünyesinde ücretsiz olarak yapıldığını anlatan Tok, bu taramaların 40 yaş üzerine kadınlara uygulandığını söyledi.
20-40 yaş arası kadınlarında her ay kendi kendilerine meme muayenesi yapmalarını tavsiye eden Tok, “ Bu yaş aralığında iki yılda bir doktor kontrolü yapılıyor. 40-69 yaş arasında ise iki yılda bir olan doktor muayenesi bir yıla iniyor. Mamografiyle birlikte yapılan sağlık taramalarımız tamamen ücretsidir. Taramalarda şüpheli bir durum varsa tanı koyarak tedavi sürecine başlıyoruz. Meme kanserinden değil geç kalmaktan korkmalıyız” dedi.
Tok, 2015 yılı verilerine göre Artvin’de meme kanseri tanısı konmuş 48 hastanın olduğunu kaydetti. 2018 yılı için bir sayı vermedi.
 
MEME KANSERİ NEDİR?
 
Meme kanseri tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Bu kanser türü akciğer kanserinden sonra, dünya genelinde, rahim ağzı kanseri (serviks) ile görülme sıklığı en yüksek olan kanser türlerindendir. İstatistiklere göre her 8 kadından birinin hayatının belirli zamanında meme kanserine yakalanmaktadır.
 
Kanser hücreleri genellikle sütün üretildiği, memelerin lobüllerinde ya da memedeki süt dranej kanallarında oluşur. Meme kanseri en fazla menopoz dönemindeki kadınlarda oluşur fakat herhangi bir yaşta da ortaya çıkabilir. Meme kanseri erkeklerde de görülmesine rağmen oldukça nadirdir. Her 100 kadına karşın bir erkekte görülmektedir.
 
Meme kanserinin belirtilerinden şüphelenildiğinde hızla harekete geçilmelidir. Kanser erken evrede (ilk evrede) teşhis edildiğinde meme kanseri tedavisinin başarı ile sonuçlanma oranı %90’ların üzerinde olmaktadır. Kendi memenizi kontrol ederken şüpheli bir sertlik bulabilirsiniz, hekiminiz klinik meme muayenesinde bir sertlik hissedebilir ya da meme dokusunda anormal bir bölge mamografi ya da göğüs MR’ı gibi bir tarama testinde ortaya çıkabilir.
 
MEME KANSERİNİN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
 
Meme kanseri risk faktörleri önlenebilir riskler ve değiştirilemeyen riskler olarak iki ana başlık altında toplanabilir. Önlenebilir riskler kişilerin yaşamlarında değiştirebileceği faktörler olarak sıralanabilir: Sigara ve alkol tüketimini azaltmak, hareketli bir yaşam oluşturmak, sağlıklı beslenmek gibi. Değiştirilemeyen riskler ise yaş, cinsiyet, yoğun meme dokusu, erken adet görmek ya da geç menopoz ile pozitif aile öyküsü olarak sıralanabilir.
 
MEME KANSERİ TANISINDA KULLANILAN YÖNTEMLER NELERDİR?
 
Belirtiler doğrultusunda uygulanacak olan meme kanseri tedavisi programı için doktorunuzun yapacağı testler, tümörün başladığı alan ile sınırlı olup olmadığını (lokal) ya da vücudunuzun diğer bölgelerine (metastaz) yayılıp yayılmadığını anlamak için yapılır. Meme kanseri tedavisinde tanı için aşağıdaki yöntemler kullanılmaktadır.
 
MAMOGRAFİ: Meme dokusunun röntgen ışınları ile incelenmesi esasına dayalı bir yöntemdir. Hastanın her hangi bir yakınması yok iken çekilen ilk mamografi baz mamografidir. Mamografi tarama amaçlı veya tanı amaçlı yapılabilir. Tarama amaçlı mamografi hiçbir yakınması olmayan kişilere yapılırken, tanı amaçlı yapılan mamografide şüpheli kitle veya bölgenin daha detaylı tetkiki olanağı vardır.
 
ULTRASONOGRAFİ: Ses dalgalarının dokulardan geri yansıması esası ile çalışır. Mamografide bulunan bir şüpheli kitle veya alanın, veya hastanın eline gelen kitlenin sıvı veya katı olduğunu anlamak için kullanılır. İçi sıvı dolu olan kitleler yani kistler kanser açısından önemli bir tehdit oluşturmazlar. Buna karşılık, içi katı olan yani “solid” kitleler memenin tümörleridir. Bunların iyi veya kötü huylu olduğu ayrımını düzenli takipler veya başka ileri yöntemlerle yapmak gerekir.
 
GALAKTOGRAFİ: Meme başından içeri ilaç verip süt kanallarının filminin çekilmesidir. En çok meme başı akıntısı yakınması olanlarda uygulanır.
 
İNCE İĞNE BİYOPSİSİ: Standart enjektör iğnesi ile hücresel düzeyde örnek alıp mikroskop altında bunların incelenmesidir.
Kalın iğne biyopsisi: Bu amaç için yapılmış, kalın bir iğne ile doku parçası alınarak bunun incelenmesidir.
Stereotaksik biyopsi: Kitlenin yerinin özel bir cihazla tespit edilip tam o noktadan örnek alınmasıdır.
Stereotaksik işaretleme: Özel bir cihaz ile şüpheli alanının görülüp içine ince bir tel bırakılmasıdır.
Cerrahi biyopsi: Ameliyathanede yapılan ve kitlenin tamamının çıkartılıp mikroskop altında incelenmesidir.
 
MEME-KANSERİ-EVRELERİ MEME KANSERİ TEDAVİSİ İÇİN EVRELEME ÖNEMLİDİR
 
Tüm kanser türlerinde olduğu üzere meme kanserinde de erken teşhis oldukça önemlidir. Kanser erken dönemde teşhis edilirse meme kanseri tedavisi çoğu zaman meme alınmadan neticelendirilebilmektedir.
Kanserin lokalize ya da yaygınlaştığını belirten evreleme olarak adlandırılan ve yaygın kabul gören sisteme göre meme kanseri evre 1 (lokalize)’den Evre 4’e (uzak organlara metastaz) olmak üzere evrelenir. Hastalığın hangi evrede olduğunu öğrenmek için yapılan muayene ve testlerle tedavi planı oluşturulmaktadır.
 
MEME KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
 
Hastalığın evresine, hastanın özelliklerine ve genel sağlığına bağlı olarak tedavi seçenekleri bir veya birden fazlasını içerebilir: Cerrahi, radyasyon tedavisi, hormon tedavisi, kemoterapi veya hedefe yönelik tedavi gibi
 
STANDART TEDAVİ YÖNTEMLERİ :
 
1- Cerrahi Tedavi 2- Radyoterapi (Işın tedavisi) 3- Kemoterapi (İlaç tedavisi) 4- Hormonoterapi ( Hormon tedavisi )
 
1- CERRAHİ TEDAVİ
 
Genellikle kanserle savaşın ilk aşamasıdır. Çoğu hastanın tedavisi kanserli dokunun cerrahi olarak çıkarılması ile başlar. Sentinel lenf (bekçi lenf nodu) biyopsisi yapılarak beraberinde gerekiyorsa koltukaltı lenf bezleri de temizlenir.
 
Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Son dönemdeki medikal gelişmeler ışığında sadece kanserli bölgenin çıkarılması ve memenin korunması , koltukaltı lenf bezlerinden ise örnekleme yapılması sayesinde hastalarda benzer başarılı sonuçlar alınabilmekte ve aynı gün evlerine gidebilmektedirler. Memenin tümünün alınması gerektiği durumlarda ise plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması mümkündür.
 
2- RADYOTERAPİ (IŞIN TEDAVİSİ)
 
Işın tedavisi, X-ışınlarının (röntgen ışınları), meme bölgesine ve koltuk altına uygulanmasıyla, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin yok edilmesini sağlamak amacı ile yapılır.
En sık kullanılan yöntem harici ışınlama (external beam radiation) yöntemidir. Operasyondan sonra 4-6 hafta süreyle uygulanır. Özel bir lineer akseleratör kullanılmak suretiyle, harici olarak, tüm meme ve bazen de koltukaltı hedeflenerek ışınlanır. Işın genellikle 4-6 hafta boyunca, haftada 5 gün olarak verilir.
Radyoterapinin yan etkileri; Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu yan etkiler yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Merkezimizde kullanılan Novalis destekli TrueBeam STx isimli lineer akseleratör ile sağlıklı dokuya minimum oranda zarar verilerek bu yan etkiler en aza indirilir.
 
3- KEMOTERAPİ (İLAÇ TEDAVİSİ)
 
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, kürler halinde verilir. 4-6 kür planlanır. Her kür arası yaklaşık 3 haftadır. Bu da toplam 3 ile 5 aylık toplam kemoterapi süresi demektir.

 

Bu haber 588 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : SAMİ ÖZÇELİK