SİYASETTE TÜKENMİŞLİK SENDROMUDUR BU!

22.06.2018
SİYASETTE TÜKENMİŞLİK SENDROMUDUR BU! Siyasetçi, Yazar Hüseyin Özcihan seçime giderken bir yazı kaleme aldı. Özcihan yazısında hangi şartlar altında seçime gittiğimiz anlattığı yazısında şu ifadelere yer verdi; “ Tükenmiş bir kişi bunu ya duygusal çöküş ya duyarsızlaşma ya da azalmış başarma motivasyonu şeklinde yaşar. Bunların her biri kişinin rutin hayatını, işlevselliğini ve tepkilerini ciddi oranda etkiler. İşi, ailevi sorumlulukları, bireysel sorumlulukları, yardıma muhtaç yakınının bakımı gibi o sırada sürdürmeye çalıştığı uğraşı ile ilgili istek, güç, gayret, olumlu duygu ve davranışlarını gittikçe azaltarak, kişinin yetersiz kalmasına neden olur.

 “ Tükenmiş bir kişi bunu ya duygusal çöküş ya duyarsızlaşma ya da azalmış başarma motivasyonu şeklinde yaşar. Bunların her biri kişinin rutin hayatını, işlevselliğini ve tepkilerini ciddi oranda etkiler. İşi, ailevi sorumlulukları, bireysel sorumlulukları, yardıma muhtaç yakınının bakımı gibi o sırada sürdürmeye çalıştığı uğraşı ile ilgili istek, güç, gayret, olumlu duygu ve davranışlarını gittikçe azaltarak, kişinin yetersiz kalmasına neden olur.

Bu motivasyon, ilgi ve istek kaybı ile birlikte kişide genel bir enerji kaygı, kendisi ile ilgili olumsuz duygu ve düşünceler, yetersizlik ve başarısızlık hissi gelişir. Bunlara ek olarak, başkalarına karşı da ilgi kaybı, negatif duygu ve davranışlar ortaya çıkar. İşte bütün bunlar kişiyi çevreden uzaklaşmaya, kişilerarası ilişkilerde çatışmaya veya kendi içine kapanmaya zorlar.
Tükenmişliğin getirdiği bu genel enerji kaybı, kişide fiziksel olarak kronik yorgunluk ve bir takım bedensel yakınmalarla kendini gösterir. Hem duygusal hem de fiziksel kayıplar kişide çaresizlik, ümitsizlik, özgüven eksikliği oluşturarak duygusal ve zihinsel tükenmeye neden olur. Dolayısıyla kişi sorumlu olduğu görevleri sürdüremez hale gelir, insan ilişkileri tamamen bozulabilir.(İst. Ünv tıp fak)
Şimdi bu veriler ışığında ”Tükenmişlik sendromu ”nu siyaset sahnesine indirip, bir değerlendirme yapacak olursak, vahim bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görebiliriz.
15 yıldır her türlü yetki ve imkânla ülkemizi idare eden siyasal iktidar,100 yıllık TC. Devletini, küresel bir dayatma olan ”başkanlık sistemi ”ile Milli ve Üniter yapısının bozulabileceği yeni bir maceraya sürüklemektedirler. Siyasal iktidar elitleri, kızgın öfkeli ve de şaşkın; neyi neden istediklerini izah edemez durumdadırlar. Milletimiz, Devletimiz ve geleceğimiz konusunda, akıl yürütemeyen, fikir üretemeyen, duygusal ve zihinsel bir çöküş içinde olduklarını gözlemliyoruz. Temsil ettikleri siyasal akım gereği, var olan TC. Devleti ile kavgalı olmaları, intikam duyguları içerisinde bulunmalarını bir yere kadar anlayabiliriz, Ancak bu durumda, küresel senaryoların figüranı olmalarını nasıl izah edeceğiz? Kendi şahsi ikballeri için. Küresel aktörlere teslim olmalarını “tükenmişlik sendromu ”ile izah edebiliriyiz?
Siyasal muhalefete gelince, uzun yıllar yaptığı plansız programsız mücadele, bir sonuç vermemiş, Zaman içerisinde bir bıkkınlık, bir yenilmişlik ve yaşadıkları başarısızlık, ”ilgi ve istek kaybı” meydana getirmiştir. Dolayışı ile enerjinin kontrolsüz boşa harcanması, kaygıları körüklemiş, olumsuz duygu ve düşünceler, siyasal muhalefeti sarmalamıştır. Yetersizlik ve başarısızlık” hissi, kendi içerisinde, yeni muhalif kanatlar oluşmasına sebebiyet vermiştir.
Fikir üretemeyen, geleceği öngöremeyen muhalif siyasetçiler, kızgın öfke dolu hakaretler ile, kutsallarımız üzerinden hamaset nutukları atma yarışına girmişlerdir. Birileri “beyaz ”diyor diye “Beyaz’a kara diyebilecek kadar tükenmişlik içinde, ülkemizin geleceğini karartmaya devam etmektedirler. Şeyh EDEBALİ’nin Osman gazı ye nasihati ile devam edecek olursak, yaraya ta o zamanlarda parmak basıldığını görüyoruz.” Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli ”diyerek tükendiğini anladığında nelerin yapılması, gerektiğini ne güzel anlatmıştır.
Evet, ülkemizde yürütülmekte olan siyaset ve siyasetçiler ”tükenmişlik sendromu ”içerisinde sürüklenmektedirler. Bundan yüz yıl önce padişah Abdülhamid ekonomik sıkıntılardan kurtulmak için 30 yıl boyunca İstanbul’da Galata bankerlerinden faizli borç para alarak devleti yönetmeye kalkışmıştı. Daha sonra bu borçları ödeyemeyince alacaklılar Osmanlı hükümetine “Duyuni umumiye”, yani borçlara karşılık toplanan vergi gelirlerine el koymayı imzalattırırdılar. Sonuç olarak en zayıf anımızda devletimizi İngilizler işgal etti.
Bugün durum pek farklı gözükmemektedir. Dış borç açığımız katlanarak büyümektedir. Cumhuriyet döneminde kurulan yüzlerce üreten fabrikalarımız satıldı. Tükettiğimiz birçok şeyi döviz karşılığı ithal ediyoruz. Cari açık her geçen gün artmakta, ekonomik sistemi sürdürülemez hale getirmektedir. Kronikleşmiş terör sorunlarımıza milyarlarca dolar harcamamıza rağmen etkili ve kalıcı bir çözüm bulunamamaktadır. Milletimiz yorgun, yoksul ve yılgın hale getirilmiştir. Toplumun %20’si dolaylı ve direk yardım almadan geçinemez durumdadır. İşsizlik rakamları Cumhuriyet tarihinin en zirve noktasına ulaşmıştır.
Bugünkü iktidar BOP kapsamında ülkemize dayatılan başkanlık sistemi ile bizi eyaletlere bölüp “kolay yenen lokma” haline getirmek istemektedir. Önünde 22 ay süre varken muhalefetin bir bölümü de yanında iken istediği her bir şeyi OHAL kararnameleri ile yürütürken, erken seçimi gündeme getirip “pimi çekik bombayı” milletin kucağına bırakmaları “biz tükendik” ne haliniz varsa görün diye okumamız gerekmektedir.
Biz ülkemizin ve milletimizin yarınlarının aydınlığa çıkabilmesi için yeni bir fikir yeni bir zihin inşası ile mümkün olacağını düşünmekteyiz. Siyasetteki tükenmişlik sendromu bu kargaşa ve kaostan çıkış yolunu seçme hakkını Türk milletine havale etmiştir. Oylarımızı bu bilinçle, bu veriler ışığında kullanacağız.”

Bu haber 710 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :